Güvercin YetiştiriciliÄ?inde Karşılaşılan Sorunlar Nel

Yırtıcılar, hırsızlık, şikayetler ve benzeri sorunlar

Moderatörler: Forum Admin, Rahmi Bozkır

Güvercin Yetiştiriciliğinde Karşılaşılan Sorunlar Nel

Mesajgönderen Niyazi Ertürk » 04 Kas 2003 15:06

Her güvercin yetiştiricisinin bugüne kadar birçok deneyimi olduğunu ve yığınla sorunu aşarak bugünlere geldiklerini düşünüyorum. Bu deneyimlerini bizlerle paylaşmaları durumunda, çözülmesi gerekli sorunlarla ilgili verilerin değerlendirilmesi ve çözüm üretilmesi daha kolaylaşacaktır. Gelecekte yapılması gereken çalışmaların belirlenmesi ve bu çalışmalara ışık tutması açısından tüm güvercin yetiştiricilerinin bu konudaki düşüncelerini paylaşmaları umuduyla sevgi ve saygılar.
Niyazi Ertürk
Destek Ekibi Üyesi
 
Mesajlar: 1550
Kayıt: 26 Eki 2003 18:50
Irklar: -
Doğum Tarihi: 08 Haz 1965

Mesajgönderen postacı » 07 Kas 2003 10:38

Selamlar,guvercin yetiştiricisi olan bizlerin bana göre en önemli sorunu toplumdaki İMAJ meselesi.Bu meseleyi halletmenin yoluda yine bizlere düşüyor.Camiamızın toplumda layık olduğu yere gelebilmesinde hepimize çok büyük görevler düşüyor.Üncelikle kendi kendimize özeleştiri yapıp varsa yanlışlarımızı tespit edip düzeltme yoluna gitmeliyiz.Sonrada çevremizdeki arkadaşlarımızı bu konuda kişiliklerini rencide etmeden uyarmalıyız.şayet toplumda yeterli saygıyı görmek istiyorsak,öncelikle kendimize saygımız olacak sonrada toplumdan gerekli saygıyı bekleyeceğiz.
Bunun dışında önemli sorunlardan bir taneside kendimizi toplumun diğer kesimlerine yeterince ifade edememek olduğunu düşünüyorum.Bunun çözümü ise mutlaka genel anlamda herkesin katılacağı ve halka açık yerlerde yapılabilecek olan güvercin fuarlarıdır.Yurt dışında yapılan bu tarz organizasyonlara birçok değişik ülkelerden güvercin meraklıları katılıyorken ,neden ülkemizde böyle güzel bir etkinlik yapılmasın.Bu sayede gerek gelen ziyaretçilere gerekse medya vasıtasıyla herkese kendimizi tanıtmış oluruz.Tanıtımın sonu yoktur bundan 5-6 sene önce bizler İstanbulda kuşçular olarak Cumhuriyet bayramı şenliklerine katıldık ve yürüyüş sırasında yarış arabasından kuşlarımızı saldık.İnanın insanların belkide merasimde en fazla ilgisini çeken konu buydu.Zira insanlar tankları vs.gibi şeyleri her sene görüyor ancak törende kuşlarla ilk defa karşılaşıyorlardı.Bir başka olay özellikle büyük kulüplerin ve diğer şehir kulüplerinin sezon açılışlarında kuşlar salınabilir.Medyanın bulunduğu her yeri en iyi şekilde kullanmak gerekir.
Saygılar
Rahmi Bozkır
Kullanıcı avatarı
postacı
Destek Ekibi Üyesi
 
Mesajlar: 813
Kayıt: 04 Kas 2003 17:32
Konum: İstanbul
Irklar: Posta Güvercini
Doğum Tarihi: 29 May 1960

Güvercinler

Mesajgönderen Niyazi Ertürk » 07 Kas 2003 23:56

Merhaba, bilgiye susamış güvercinler gibi yine TGYB kaynağından bilgi almak üzere biraraya geldik. Daha önceki forumdaki soru ve cevapların biraraya getirilmesi ve düzenlenmesiyle güvercinler hakkında çok güzel bir kitap oluşturulabileceğini düşünüyor ve daha önceki forumda aynı soruya verilen cevapları sizlerle paylaşmak istiyorum.

"Selamlar Tuna Bey, Güvercin Yetiştirmede birçok sorunla karşılaşılabiliyor. Bunlardan bir tanesi de bazı arkadaşlarımız merakı olmasına rağmen, besleyecek yeri ve zamanı olmadığı için bu merakından mahrum kalıyor. Benim bu sorunun giderilmesiyle ilgili tavsiyem, özellikle dernek tarafından bakımı ve kontrolü yapılan bir kaç kümes kurarak bu arkadaşların kuş bakmalarına olanak sağlanabilir. Mesela Avrupada Kolombodrum adı altında bizzat federasyonun denetiminde olan tek kümes yarışları yapılıyor. Bunun anlamı şu; herhangi bir kuşçu buraya yavru kuşunu veriyor. Bunun karşılığında da bir miktar para veriyor. (Bakım vs masraflar için) Bu kuşlar burada bakıcılar tarafından bakılarak yarıştırılıyor. şampiyon olan kuşlar ciddi ödül alıyor. Sene sonunda da açık arttırmada satılıp sahibine para kazandırıyor. Bu uygulamayı ciddi anlamda düşünürsek posta ırkı dışındaki diğer kuşlarda da yapılamaz mı ? Ürneğin Denizli'de küçük çaplı bir çiftlik yapılsa ve buraya yetiştiriciler birkeç çift yavru yollasa diyelim ki bu kuşlar mardin cinsi olsun. Bu kuşlar oyuna girdikten sonra yarışmalar düzenlense ve yarışma sonunda da bütün kuşlar açık arttırma sayesinde satılsa hem yetiştiriciler görerek kuş almış olur hem de bu uygulamayı herkese yaymış olursunuz. İlerdede tüm Türkiye'den kuşlar buraya yollanabilir. Böylece ülke bazında (nasyonel) yarışlar yapılır. Sorumluluğu çok fazla ve maliyetli bir iş ama hepimiz açısından düşünülmesinde yarar var diyorum.
Saygılar
Rahmi BOZKIR"
Niyazi Ertürk
Destek Ekibi Üyesi
 
Mesajlar: 1550
Kayıt: 26 Eki 2003 18:50
Irklar: -
Doğum Tarihi: 08 Haz 1965

Güvercin

Mesajgönderen Niyazi Ertürk » 08 Kas 2003 0:02

Reuber54 tarafından verilen cevap: "Selam, bence en büyük sorun çevre ve imaj. Üevre : Bulunduğunuz semtin ve komşuların yaklaşımları. İmaj : Maalesef kuşçuların kuşçuluğun hoşgörülmemesinin suçu kuşçu olmayanlarda değil. Maalesef bizlerde kuşçularda. Eğri oturup harbi düşünelim pazarlarda muhabbet söven sövene yolda aile mi geçiyor pazaryerinin çevresindeki çevre sakinleri rahatsız mı oluyor ? Kimsenin ruhunda değil. Dikkati ne tür olumlu çalışmalar yaparsak hakkımızdaki önyargıyı imajı düzeltiriz bence. Bunları düzeltirsek sorunun büyüğünü çözmüş oluruz. Fikir benim takdir sizin. Metin"
Niyazi Ertürk
Destek Ekibi Üyesi
 
Mesajlar: 1550
Kayıt: 26 Eki 2003 18:50
Irklar: -
Doğum Tarihi: 08 Haz 1965

Güvercin

Mesajgönderen Niyazi Ertürk » 08 Kas 2003 0:22

Denizli Güvercin Evi (DGE) tarafından verilen cevap : "Selamlar. Rahmi Bey'in değindiği konu ve Metin Bey'in çok doğru tespitleri ne kadar isabetli bir forum konusu açıldığını göstermeye yeterli. Başka yaklaşımlar daha ortaya çıkacağa benziyor. Tebrikler Tuna bey.

Farklı iki konuya daha dikkat çekmek istiyorum.
İlki güvercin ihracaatının zorluklarıyla ilgili. Gaçtiğimiz aylarda Almanya'da yaşayan bir arkadaşımız iki çift Dolapçı'yı resmi kanaldan Almanya'ya götürmeyi istedi. Biz de araştırdık ve işlemleri yapmaya başladık. Dırasıyla Denizli İl Tarım Müdürlüğü tarafından istenilenleri size anlatayım. Ünce mahalle muhtarından bu kuşlar mahallemizde şkamet eden falanca şahsa aittir kağıdı alınacak. Bu yazı ile İl Tarım Müdürlüğüne gidilecek. Müdürlük bir yazı verecek bu yazıyla en yakın Gümrük Veterinerliğine başvurulacak. Denizli'de Gümrük var fakat Veterinerlik bölümü bulunmuyor. En yakın İzmir Gümrüğü bulunduğu için (240 km) İzmir'e gidilecek. Oradan kuşların sağlıklı olduğuna dair bir belge alınıp Ankara'ya müracaat edilecek. (Sağlık belgesinin alınabilmesi için kuşların ayağında kimlik künyesinin olması büyük bir avantaj. Yapılan aşılar ve kuşun tarifi künye numarasına işleniyor) Ankara yaklaşık olarak sizi bir ay bekletiyor. Bu arada kuşların sağlığından başka soyu tükenmekte olan ırklardan olup olmadığı gibi prosedürler tespit edilmeye çalışılıyor. (nasıl anlıyorlar acaba ?) Sonunda ihracaata engel bir durum yoksa belgeyle kuşlar çıkma aşamasına gelebiliyor. Toplam 30 gün kadar uğraşacaksınız.

Fakat İngiltere'den mesela bir çift Posta isteyin. Ücretini ödedikten sonra size soruyorlar. En yakın Uluslararası havalimanı neresi diye. Siz bildiriyorsunuz ve kuşlar bir kaç gün içinde havaalanına geliyor. Hemen alabiliyorsunuz.

Bizim ülkemiz prk çok ırkın anavatanı. Niye biz de kolayca ihraç edemiyoruz. Niye kolayca ithal edebiliyoruz. Mevzuatlarımıza bazı kolaylıklar getirilemez mi ? Yetiştiricilerimiz madden tatmin olsalar çok daha hızlı gelişmezler mi ? Yetiştiriciliğimize daha fazla kaynak ayırıp dünya standartlarına gelmezler mi ? Bakın o zaman kuşpazarları ne şekle giriyor.

Yunanlar ve Yugoslavlar bizden en fazla Dolapçı isteyenlerden. Dolapçıda kırmızı rengi bizde gördüklerini söylüyorlar. Bir de ellerindeki kuşların orijinallerini merak ediyorlar. Amerikalılar en fazla Azman'ı ve Baska'yı talep ediyorlar. Ortadoğulular ise çoğunlukla Takla soruyorlar. Ama elimizden fazla birşey gelmiyor. Bir ayını işlemler için ayırabilecek arkadaşımız çok çok az sayıda. Alması kolay ama satması zor. Sistemimiz sayesinde dışarıya fazla açılamıyoruz. Üift taraflı döviz kaybediyoruz. Bizce yetiştiriciler olarak önümüzün açılması için bu konuda birşeyler mutlaka yapılmalı.

İkinci konu ise Güvercin Hırsızlığı. Tavuğu çalınanla hemen ilgilenilirken Güvercini çalınan ciddiye bile alınmıyor. Bu konuda ciddi bir yaptırım maalesef bulunmuyor. Kuşçu imajı etkisinin olduğunu düşündürüyor. Bir arkadaşımıza sadece güvercinlerim değil tavuklarımda çalındı dersen işin peşine düşeriz demişler. Yardımcı olmak isteyen bunu söylemiş demek ki. Ya olmak istemeyen.

Bu iki konunun yetiştiriciliğimizle ciddi ilgisi olduğunu düşünmemek elde değil. Bu forum sayfasına yazılacak olanların bir liste haline getirilip önem sırasına göre tekrar özetlersek TGYB'de yayınlanmasını rica ederiz.
Saygılarımızla...

Denizli Güvercin Evi
http//www.guvercinevi.com"
Niyazi Ertürk
Destek Ekibi Üyesi
 
Mesajlar: 1550
Kayıt: 26 Eki 2003 18:50
Irklar: -
Doğum Tarihi: 08 Haz 1965

Güvercin

Mesajgönderen Niyazi Ertürk » 08 Kas 2003 0:50

Rahmi BOZKIR tarafından verilen cevap:

"Selamlar, o kadar isabetli ve güzel bir konu açıldı ki, bu konuyu açtığı için Tuna Beye teşekkür etmek istiyorum.

Hiç süphe yok ki, kuşçuluğun bir çok önemli sorunları bulunmakta. Bunlardan sadece bir tanesi ve bana göre en önemlisi de toplumda layık olduğu yeri bulamaması ve adeta kuşçulukla sefalet özdeşleştirilmiş olması. Neden kuşçuluk gereken saygıyı görmiyor ? Bu soruyu sorarken meseleyi de iyi tahlil etmek gerekiyor. Üncelikle kuşçu olarak bizlere saygı duyması gereken ve gerekli desteği vermesi gereken kesim hiç süphe yok ki ailelerimizdir. Bunu sağlamanın yolu da aile içi barışı sağlamaktan geçtiği kanaatindeyim. Düşünün ki, bizler sadece hobimizi tatmin etmek adına ailemizi ihmal ediyorsak ve şayet kısıtlı bir gelir düzeyine sahipsek.

Bunu da ailemize değil de kuşlarımıza harcıyorsak, ailemize hiç zaman atırmazken kuşlarımıza zaman ayırıyorsak aile içi barışı sağlayabilir miyiz ? O halde bu konudaki dengeleri çok iyi kurmalıyız. Kuşçuluğu bir yaşa mbiçimi olarak değil de ailemize ayırdığımız zamanlar dışında kalan boş zamanlarımızı değerlendirdiğimiz bir konuma getirirsek sanırım meseleyi daha iyi halletmiş oluruz. Yurt dışındaki özellikle Postacı'lar bu işten ciddi anlamda rant elde ettiği için bu kişilerin eşleri de bu konuda birbirlerine yardımcı oluyor. Üünkü kadın biliyor ki, eşi bu işten aile bütçesine katkıda bulunuyor. Bir arkadaşım bu konuyla ilgili olarak şöyle bir örnek verdi. Eşleriniza arada sırda hediye alın ve bu hediyeyi kuşlardan elde ettiğiniz parayla aldığınızı söyleyin ki eşinizin de kuşlarınıza yaklaşımı daha iyi olsun. Bazı kazak erkek arkadaşlarımız, bana göre olayın özünü kavrayamadığından tepki gösterdiler ve biz eşimize yalan mı söyleyeceğiz, ne mecburiyetimiz var dediler. Arkadaşlar getirisi olalamyan hiçbir uğraş sektör olamaz. Bizler bu hobiden hiçbir çıkar beklemeksizin karşılıksız olarak yapıyoruz. Ancak gerek yakınlarımızın gerekse toplumun bu konuya bakış açısını değiştirmek için mutlaka sektör olmalıyız. Aksi halde insanların bizlere boş işlerle uğraşıyor şeklindeki yaklaşımını değiştirmemize imkan yok. Ben işyerinde veya başka yerdeki arkadaşlarıma kuş merakımı söylediğimde öncelikle ilgilerini çekiyor ve ne kadar güzel diyorlar, ancak ardından ne kazanıyorsun diyorlar. Ben de yarışlarda kupa + para ödülü kazanıyorum dediğimde inanın 2. şık daha fazla ilgilerini çekiyor.

Düşünün ki 1996 senesinde İnternasyonal Barcelona şampiyonu Gerda adlı Güvercin, 120.000 $ karşılığı Japon bir işadamı tarafından satın alındı. Bu kuş Belçikalı bir kuşçuya ait idi. şimdi böyle bir paraya satılan Güvercini duyan diğer insanlar bu konuya sefalet gözüyle bakabilir mi ? Böyle bir toplumda kuşu çalınan polise müraccat ettiğinde bizdeki gibi mi karşılanır ? Toplumda gereken yere gelmek istiyorsak mutlaka FEDERASYON kurmalıyız. Federasyon sayesinde resmi bir kimlik kazanmış oluruz. O zaman her isteyen istediği şekilde kuş besleyemez. Kuş beslemek için mutlaka yetiştirici belgesi alması gerekir. Bunun içinde kişinin yer, kümes, gelir düzeyi gibi sorunlarını halledip yetiştirici belgesi almaya haiz olması gerekir. O zaman bu iş çoluk çocuğun yaptığı bir iş olmaktan kurtulup gerçek şeklini alır. Tabi bunlar benim fikrim. Ayrıca Federasyon kanalıyla kuş hırsızlığına karşı gerekli kanuni düzenlemelerin yapılabilmesi için baskı yapabilirsiniz. Kanuni düzenlemelerin dışında da kuşlarımızı markalamak suretiyle nüfus kağıtlarına resmilik kazandırabiliriz. İstanbul'da yaptığımız yarışlara 1998 senesinden beri markasız kuş almıyoruz. Bu uygulama bütün yarışçıları marka takma zorunluluğuna sevketti. Ayrıca diyelim ki, bir kişi benim kuşumu yakaladı ve bana haber vermedi. O kişi benden yakaladığı kuşu yarıştırabilmesi için mutlaka benim rızamı alması gerekir. Zira kuş şampiyon dahi olsa ben itiraz ettiğimde elimde kuşun künyesinin kartıyla müracaat ettiğimde kuşun bana ait olduğunu kanıtlamış oluyorum. Dolayısıyla o arkadaşın aldığı netice iptal oluyor. Bizim bunu yapmamızdaki amaç, kuşçu tabiriyle küpçülüğü önlemek. Biz dernekler vasıtasıyla dahi yerel yönetimlerden bazı isteklerimizi yaptırabiliyoruz. (yarış yeri tahsisi vs gibi.)

Ürgütlü bir toplum olursak kitleler halinde kendimizi saha iyi tanıtabiliriz. Düzenlenecek olan güzellik yarışmaları ve fuarlar yardımıyla toplumun diğer kesimlerine gerekli mesajları verebiliriz. Ayrıca çıkarılacak hartalık veya aylık bir dergi vasıtasıyla hem cemiyetten taze haberler alırız hem de kendimizi tanıtmış oluruz. Aslında bu konularla ilgili olarak yazılacak ve söylenecek o kadar çok şey var ki, bunların tamamını bu platforma sığdırmak mümkün değil. O nedenle öncelikle alt yapımızı sağlamak açısından mutlaka her semtte ve her şehirde Güvercin amacına doğru hizmet eden Güvercin dernekleri oluşturmalıyız. Bu satede kitleleri kontrol altında tutup iyiye soğru yönlendirebiliriz.
Saygılar
Rahmi BOZKIR"
Niyazi Ertürk
Destek Ekibi Üyesi
 
Mesajlar: 1550
Kayıt: 26 Eki 2003 18:50
Irklar: -
Doğum Tarihi: 08 Haz 1965

Güvercin

Mesajgönderen Niyazi Ertürk » 08 Kas 2003 1:00

Cemal Arkadaşımızın Cevabı :

"Güvercin beslemenin zorlukları, sorunları : 1=imaj:maalesef diğer arkadaşların da bahsettikleri gibi besleyiciler toplumda iyi izlenim bırakmamışlar, kültürsüz, işsiz, argo konuşan, genellikle çoluk çocuğun, boş insanların hobisi imajı oluşmuş. Acil bu imaj sorununun çözülmesi gerekir derim. Üünkü tanıdığım bazı beslemeye hevesli arkadaşlar bu yüzden beslememekteler. 2=Hırsızlık:Güvercin besleyenlerin yerine göre en büyük sorunu, en iyi güvercininize büyük uğraşlar sonunda kavuşuyorsunuz, milyarlar verilse vermeyeceğiniz güvercininizi eli uzun hırsız çalıp pazarda beş milyona satıp, yiyor ve sizin hakkınızı arayacak merciniz olmuyor. 3=Yer: Kentlerde bahçesiz, terassız bina düzeni çok olduğu için bu binalarda oturmak zorunda olan güvercin besleyicileri bu hobilerinden vazgeçmek veya emekliliğine ertelemek zorunda kalıyorlar. 4=Maddi Değer: Bence iyi damarlı güvercinlerin insanlar kıymetini anlamaları için ucuz rakamlarla el değiştirmemeleri, hobi de olsa besleyicilerin ciddi gelir elde etmeleri toplumda imajın düzelmesine sebep olur. 5=Dernek: Rahmi Bey'in yazdığı gibi derneklerin kurulup bölgelerin Federasyon altında toplanıp sahipsizlikten, bilgisizlikten kurtulup bir olgu, oluşum elde edilmeli. Yarışmalar yapılıp besleyiciler taltif edilerek insanların genel ilgisini eide ederek yeni besleyiciler sağlamak. Selamlar, saygılar."
Niyazi Ertürk
Destek Ekibi Üyesi
 
Mesajlar: 1550
Kayıt: 26 Eki 2003 18:50
Irklar: -
Doğum Tarihi: 08 Haz 1965

Mesajgönderen tugrax » 20 Ara 2003 5:20

Ben Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Türk Dili ve Edebitayat'ı 3. sınıf öğrencisiyim. Güvercin işine yeni başladığımı bir çok yerde ifade ettim ve bu başlama öncesi tepkiler güvercin yetiştiricisinin kendini ifade halini biraz veriyor sanırım.
Üncelikle derme çatma bir kümes yaptım daha sonra aileme ve çevremdeki diğer insanlara sordum ve aldığım cevap: Bırak bu işleri... bu işler boş ve aylak insanın işi... vs. türünde uyarılar aldım.Tezatların aksı bir kişiliğe sahip olduğum için bu aleme adım attım.İşin buraya kadar ki bölümü bana normal geldi fakat asıl ilginç nokta danıştığım,tanıştığım ve hiç tanımadığım güvercinci abilerimin uyarısı ben de bir şok etkisi yarattı:Oğlum sakın başlama bu iş bir hastalıktır. Bir insan kendi yaptığı ve zevk aldığı hastalık cihetinde lanse ettiği bir uğraşı neden tavsiye etmez doğrusu hala anlamış değilim.Başladım ve devam ediyorum...
Ayrıca halkın büyük bir bölümünde ki batıl inanma bu sektörün horlanmasına ve oldukça ciddi bir iş olan bu uğraşın ayaklar altına alınmasına sebep olabilir diye düşünüyorum. Peki nedir bu halk inanmaları:1)Güvercini uğursuzluğu 2)Güvercin beslenen evin bereketsiz oluşu (sözde o dil bilmez hayvan gugurdadıkça evin kurusun dermiş:) ) 3)Güvercin beslenen evde huzurun kalmaması vb.. gibi bir çok halk inanmasıda bu sektörü yıpratan yegane unsurlar arasında. Malum milletimize menkıbeler gerçeklerden daha mantıklı geliyor:).
Tabiki her insanda olduğu gibi güvercin besleyenlerin arasında da art niyetli insanlar mevcuttur fakat bu tüm sektörler arasında en düşük yüzdeye sahiptir. Üünkü:Güvercinci kendi dünyasında kendi hayallerini o hayvanlarla yaşayan uysal bir karaktere sahiptir yani ben şimdilik öyle görüyorum.
İmaj ortak sorun olarak görülüyor fakat halkın kafasında ki bu önyargıları yıkamadıkça ağzınızla güvercin tutsanız bu imaj düzelmez bunun içinde sosyal faaliyetlerin yani Türkiye çapında iyiye yönelik derneklerin çoğulcu bir yaklaşımla kapısının aralanması gerekmektedir.
Herkesin hayalindeki güvercine kavuşması dileklerimle
tugrax
tugrax
Deneyimli Üye
 
Mesajlar: 53
Kayıt: 14 Ara 2003 2:57
Konum: Kütahya

Mesajgönderen Niyazi Ertürk » 20 Ara 2003 15:04

Merhaba,

Ban göre bu Forumda tartışılması gereken en önemli konu hakkında verdiğiniz cevap için teşekkür ederim. Bu soruyu önce kendime sormuştum ve diğer üye arkadaşların düşüncelerini öğrenmek için daha önceki forumda gündeme getirmiştim. Ancak 4 yetiştirici konu hakkında düşüncelerini ve önerilerini paylaştı. Belki de benim önemli gördüğüm bu konuda onlar sorunlarını çözmüş olduklarından cevaplama gereği duymadılar.

Üncelikle sizin cevabınızdaki Dernek kurma düşüncenize katıldığımı belirtmek isterim. Fakat bu işin nasıl yapılabileceği hakkında herhangi bir öneri getirmemişsiniz. Bence bu iş, her ilde güvercin yetiştiren insanların bir araya gelmesi ile gerçekleştirebilir. Tabii böyle söylemesi kolay ama bugüne kadar böyle bir çalışmanın yapılmasını bırakın, kişisel sorunları nedeniyle insanlar yan yana gelmekten bile kaçınıyorlar. Dernek kuruluşunda birilerinin öncülük etmesi ve elini cebine atması gerekiyor. Daha sonra da diğer yetiştiricilerin derneğe üye olup düzenli aidat ödemeleri gerekiyor. Mesela siz böyle bir oluşuma girmek için ayda 5 milyon lira aidat ödemeyi düşünürmüsünüz ?

Diyelim ki bu dernek çatısı altında birleşildi. O derneğin üyeleriyle birlikte aldığı kararlara ve kurallara uymayı kabul edermisiniz ? Maalesef günümüzde insanların olaya kendi çıkarları açısından bakmaları ülkemizdeki güvercin yetiştiricilerinin sorunlarını çözecek örgütlenmelerin önündeki en büyük engeldir. Kişilerin tek başlarına Anadolu kökenli bir çok ırkımızın korunması konusunda başarılı olabilmesi olanaksızdır. Site arşivindeki bazı ırkların artık tükenmek üzere olduğunu görüyoruz. Aman bu ırkları koruyalım diye feryat figan ediyoruz. Ama iş paraya gelince kenara çekliyoruz. Bu konuda öncülük edecek insanlar da ortada kalıyorlar. Sonra ne oluyor biliyormusunuz, bakımsız kümesler, hasta güvercinler, değeriniz yitirmiş kırma ırklar, karma karışık düzensiz bir yapı. İnternette en çok ziyaretçisi olan siteleri araştırdığınızda il sırada porno ve bedava kopya programlar indirebileceğiniz siteler olduğunu görürsünüz. Bilgi paylaşımı diye bir şey maalesef yok. Ünüversitelerin kütüphanelerine online olup ilgilendiğiniz bir dokümanı elde etmeniz mümkün değil. Mesela bir kamu kuruluşu olan TSE'nin sitesine girdiğinizde üceretli üye olmazsanız herhangi bir standardı inceleyemezsiniz. Bu anlamda TGYB sitesindeki ARşİV'in değerini çok iyi anlamalıyız. Arşiv'de yer alan bilgilerin çok yorucu bir çalışmayla oluşturulduğu düşünülürse bu kişilerin bilgilerini bizlerle paylaşmaları çok daha anlamlı hale geliyor. Bu noktada acaba bu sitenin ziyaretçileri ve üyelerinden bilgilere ulaşmak için ücret talep edilse acaba tepkiniz ne oluurdu merak ediyorum.

Ünyargıların kaldırılması için öncelikle pırıl pırıl bir ortam oluşturabilmeliyiz. Bir dernek mensubu olmakla nezih bir ortamda yetiştirdiğimiz güvercinleri özellikle yurtdışına satarak gelir elde ederek insanlara profesyonelce bu işi anlatarak onların düşüncelerini etkileyebiliriz. Tabii bu konunun bilincinde olmamız gerekir bu dediklerimi yapmak için. Kümesimizdeki tüm güvercinlerin safkan olması da önemli.

Emin olun bu anlattıklarım biraz özveriyle, birlikte çalışmakla gerçekleştirilmesi hiç zor olmayan şeyler. Ülkemizde güvercin yetiştiriciliğinin sektör haline gelememesi de bu yüzden. Avrupada sadece güvercinlere yönelik kümes ve ekipmanları, ilaçları, yarış organizasyonları, laboratuarlar ve daha bir çok konuda çalışmalar yapılıyor. Acaba nasıl oluyor da bu gibi şeyler bizim Ülkemizde olmuyor ?

Bu soruyu bütün güvercin yetiştiricileri kendi kendilerine sorup cevaplamalıdır. Ondan sonra da bir şeyler yapma çabasında olmaları gerekir. Eğer yetiştiricilerle ilgili itibar sorununu kaldırmak istiyorlarsa, eğer nesli tükenmek üzere olan ırkların yaygınlaşmasını, güvercinlerinin sağlıklı olarak yaşaması ve üremesini, yur dışına güvercin ihraç etmek ve ekonomik gelir elde etmek isteniyorsa bu konuda üzerilerine düşen görevleri yapmak durumundadırlar.
Niyazi Ertürk
Destek Ekibi Üyesi
 
Mesajlar: 1550
Kayıt: 26 Eki 2003 18:50
Irklar: -
Doğum Tarihi: 08 Haz 1965

Mesajgönderen postacı » 22 Ara 2003 11:03

Selamlar Tuna bey,
Dernekleşme meselesini çok güzel irdelemişsiniz.Bu konudan birazda ben söz etmek istiyorum.Bizim ülkemizde derneklerin geçmişinde bazı karanlık hikayeler yattığı için bu konuya toplumun genelinde haklı olarak ön yargı oluşmuştur.Konuyu biraz açmak gerekirse bazı insanlar dernek çatısı altında kumar vs.gibi amaca uygun olmayan işler peşinde koşarken bazı derneklerde malesef kişilerin çıkarlarına hizmet eder konuma gelmekten kendini kurtaramıyor.İstanbulda kurulan güvercin derneklerinin hiçbirinde kumar vs.gibi uygunsuz durumu bu güne kadar görmedim.Ben bunu büyük bir şanş olarak nitelendiriyorum.Bunda en büyük etken üyelerin derneklerine sahip çıkmalarından dolayı olduğunu düşünüyorum.Bence dernek lokal ruhsatı almazsa kağıt veya tavla oyunu gibi kahve kültürüne ait unsurlarıda bünyesinde barındırmadığı için amacına en iyi şekilde hizmet etmiş oluyor.1995 sensinde Fatih güvercin derneğine üye oldum.Üyeliğimin ilk senesinde yapılan genel kurulda 2.başkan oldum ve hala bu görevi sürdürüyorum.DERNEKLER AYNI DUYGU,DÜşÜNCE VE ÜLKÜYÜ PAYLAşAN İNSANLARIN BİRARAYA GELEREK OLUşTURDUğU VE BU AMAÜLARINI SÜRDÜRDÜKLERİ TOPLULUKLARDIR.Konuya bu anlamda yaklaşıcak olursak şayet derneğe mensup üyeler derneğine sahip çıkarsa ve yönetime şeçecekleri insanlarıda iyi tahlil ederlerse herhangi bir sorun olacağını zannetmiyorum.Dernekçilik birlik ve beraberlik ruhunu aşılar.İnsanlar boş vakitlerini kahve vs.köşelerinde veya daha değişik ortamlarda geçireceğine derneklerinde geçirirlerse hem arkadaşlık ilşkileri gelişir hemde aynı hobiye gönül vermiş insanlarla beraber olmuş olursunuz.Derneklerde neler yapılabilir.Derneklerde her yıl toplu olarak aşılar alınmak suretiyle bütün üyelerin güvercinleri aşılama kampanyasına dahil edilmiş olur.Ayrıca bizim dernekte cd player vasıtasıyla yurt dışından gettirtiğimiz güvercin cd lerini üyelerimize seyrettirmek suretiyle üyelerin kuş bakımı,kümes dizaynı vs. gibi konulara dikkatini çekmiş oluyoruz.Bunun dışında sohbetler vasıtasıyla herkez birbirine birşeyler aktararak bilgi dağarcımızı geliştirmiş oluyoruz.Diğer dernekler yapılan ziyarteler ise camianın bütünleşmesini ve genişlemesini sağlıyor.Posta güvercini yarış kuşu olduğu için ve mutlaka ciddi organizyonlar istediği için bizleri zorunlu olarak birleşmeye ve dernekleşmeye zorladı.Dernek üyesi olmayan şahıs yarışamayacağı içinde kuralları çiğneyen bir yarışçıya cazayi müeyyide uygulamak kolaylaşıyor.Diğer ırklarla ilgili olarak güzellik müsabakaları düzenlense ve yarışma lisansı olmayanlar bu yarışmalara giremese kişile zorunlu olarak dernekleşmeye gidicektir.Aslında bu konuda yazılacak ve söylenecek vede yapılabilecek çok şey var ancak bunları buraya sığdıramam.Yanlızca şunu söylemek istiyorum:Dünyada belkide en zor şey İNSANLARLA uğraşmak.Helede bu insanlar alışılagelmiş kuşçu kültürüyle yetişmiş ve kendini hiçbir şekilde geliştirmeyi düşünmemişlerse.Bu nedenle bazı şeyleri anlatmak ve kabul ettirmek epeyce zaman alıyor.Dernek işine yönetici anlamında girecek olan arkadaşların olayın bu yönünü iyice düşünmesinde yarar görüyorum.Tuna beyin belittiği gibi senelik 10-20 milyon gibi aidatı vermek istemeyen üyeler çıkabilir.şahsen yönetim olarak böyle bir yaklaşımı olan şahsı (birkaç kez oldu)hemen dernekten atıyoruz.Zira bu tip fosillerle kaybedecek zamanımız yok.Hatta derneğe her müracat edeni üye yapmıyoruz.Diyebilirlerki insan ayırıyorsunuz.Evet ayırıyoruz.Yukarıdada belittiğim gibi DERNEK AYNI DÜşÜNCELERİ .....
Adam arızalı bizimle aynı düşünceleri paylaşmıyor topluma girebilmesi için kendini düzeltmesi gerekir ve kurallara uyması gerekir aksi taktirde dışlanır.
Saygılar
Rahmi Bozkır
Kullanıcı avatarı
postacı
Destek Ekibi Üyesi
 
Mesajlar: 813
Kayıt: 04 Kas 2003 17:32
Konum: İstanbul
Irklar: Posta Güvercini
Doğum Tarihi: 29 May 1960

Avrupa'daki organizasyonlar !

Mesajgönderen Niyazi Ertürk » 22 Ara 2003 12:23

Merhaba Rahmi Bey,

Üncelikle Dernek yöneticiliği konusundaki deneyiminiz ve başarılı bir yapı oluşturduğunuz için sizin şahsınızda Fatih Güvercin Derneğini ve tüm üyelerini kutlarım. Acaba Avrupada bu tip organizasyonlar nasıl çalışıyorlar ve ne gibi hizmetler üretiyorlar bu konular hakkında bilginiz varsa bizlerle paylaşır mısınız ? Bir de üyelerin sorumlulukları neler oluyor ?

Benim bu konudaki düşüncelerim aslında bugüne kadar Forumda yer alan tüm soru ve cevapların 2 katı olacak kadar çok. Ama istiyorum ki diğer yetiştirici arkadaşların düşünceleri de burada olsun ve bizler de her ilde bir dernek kurarak bu konuda yabancı ülkelerle aynı pozisyona gelebilelim. Ve inanıyorum ki çok az bir özveriyle bu çalışmaları gerçekleştirebiliriz. Üncelikle Anadolu Irklarının dünyadaki bir çok güvercin ırkına göre üstün olduğunu düşünüyorum. Zaten Avrupada yaygın olan bir çok ırkın Anadolu kökenli güvercinlerden geldiği malumunuz. Böylesine bir hazineye sahipken neden bu hazineyi koruyamıyoruz. Bir çok ırkın tükenme tehlikesinde olması gerçekten çok üzücü bir durum.

Burada İNSANLAR'dan kastettiğim kesimi açmak isterim. 15-20 güvercini derme çatma bir barakanın içine atıp, herhangi bir temizlik standardını gözetmeyen, havadan gelen güvercinleri tutup sahibine iade etmeyen, fazla güvercinlerini naylon poşetler içine koyup pazar pazar gezdirip satan, ırkların temel özelliklerini korumayan, yetiştiricilik bilinci ile davranmayan, maddi ve manevi paylaşımdan habersiz, ve üstelik diğer insanları bu konularda eleştiren kişilerdir. Bu tip insanların önyargılarını değiştirmeye çalışmanın da yararı olacağını sanmıyorum zaten. Benim aradığım güvercin kültürünü yaymak ve yaygınlaştırmak isteyen içten yetiştiriciler. Böyle bir çalışmanın gerçekleştirilmesi ancak bu kişilerle mümkün diye düşünüyorum. Ve böyle oluşumlar gerçekleştirilmeden ileriye gitmemizin de zor olduğunu görüyorum. Bireysel anlamda çok başarılı çalışmalar olduğunu da biliyorum ancak geniş çaplı bir organizasyonun bir kaç kişinin çabasıyla başarılması da çok zor. Bu anlamda site üyelerinin düşüncelerini soruyorum ama ses yok maalesef. Sanırım düşüncelerini paylaşmayan arkadaşlarımız bu konulardan dolayı pek rahatsız değiller ve yetiştiricilik konusunda sorunlarını halletmişler.

İyi bir organizasyonun oluşturulabilmesi ve güvercin üretiminden, kümes ekipmanlarına, yem kalitesinden, hastalıklarla mücadeleye, yarış ve gösterilerin düzenlenmesinden, yurt dışına güvercin ihracına, seminerler düzenlenmesinden, hediyelik eşyalara kadar bir sürü konuda kaliteyi yakalamak için üye katılımı ve ekonomik destek gerekli. Merak ediyorum diğer yetiştirici arkadaşlarımızın bu konulardaki düşüncelerini. En azından olumlu veya olumsuz düşüncelerini yazsalar bu konudaki potansiyelin ne olduğunu ortaya çıkarmamız mümkün olacak. Yapılacak çalışmaların neler olabileceği belirlenecek. Konu çok kapsamlı olduğundan herkesin katılımı olmalı. Yoksa sizin benim dememle bu işlerin olmayacağını çok iyi biliyorum.

Saygılar
Niyazi Ertürk
Destek Ekibi Üyesi
 
Mesajlar: 1550
Kayıt: 26 Eki 2003 18:50
Irklar: -
Doğum Tarihi: 08 Haz 1965

Mesajgönderen postacı » 22 Ara 2003 14:16

Selamlar Tuna Bey,
Üncelikle kutlamalarınız için teşekkür ederim.Doğrusunu söylemek gerekirse Avrupadaki derneklerin faliyetleri hakkındaki bilgim oldukça kısıtlı.Malumunuz posta güvercini ile ilgilendiğimizden bu konuyla ilgili olarak bazı duyumlarımız mevcut.Mesela herhangi bir dernek kendi resmi yarışlarını tertipliyebileceği gibi bizzat federasyonun denetiminde olan nasyonel ve internasyonel yarışmalara katılabiliyor.Federasyonun koyduğu kurallar çerçevesinde kendi yarış tüzüğünü oluşturabiliyor.
şimdi bizim ülkemizin şartlarına dönücek olursak bizde resmi anlamda federasyon olmadığı için bizlerin İstanbulda yaptığı yarışların diğer Avrupa ülkeleri nezninde herhangi bir geçerliliği olmuyor.Aslında benim görüşüm posta güvercini ve diğer ırkların besleyicelerinin farklı dernekler çatısı altında toplanmalarıdır.Nedenine gelince iki ayrı türün faliyetlerini birarada götürmek oldukça zor ve zaman alıyor.Kendimizden bir örnek vermek gerekirse Mart ayı başladığında antremanlar ve sonrada yarışlar başlıyor.Bundan dolayı herhafta sonu Cumartesi günleri kuşlarınızı yarış yerine götürüp kuş alım organizasyonuna bizzat katılıyorsunuz.Burada her dernekten 4-5 kişi olmak üzere toplam 10-15 kişi görev yapıyor.Kendiniz görevli olmasanız dahi dernek sorumlusu olmanız nedeniyle bizzat gözlemcilik yapmak durumundasınız.Zira insanın olduğu yerde suistimalde olabilir düşüncesiyle gözünüzü dört açıp herkesin birbirine otokontrol oluşturması gerekiyor.Böylece cumartesi gününüz gitti.Pazar günü kuşlar salındığı için evde kuş bekliyorsunuz kuşlar eve dönüncede kararlaştırılan saatte yarış organizasyon yerine yarış saatinizi götürüyorsunuz.Dolayısıyla Pazar günüde gitti.Hafta arası 1 defa mutlaka bütün derneklerin katıldığı toplantı oluyor.Ayrıca başka bir gecede o haftaki yarışın ödül töreni derken 2 akşamda o şekilde gitti.Yaklaşık bu olay temmuz ayının 15 kadar sürüyor.İnanın ailenize ayıracak vaktiniz kalmıyor ve bu iş hobi olmaktan çıkıp eziyet olmaya başlıyor.Bunları yazmaktaki tek nedenim işin boyutunun nereden nerelere geldiğidir.Gönüllü olarak bazı işler bir yere kadar gider ancak daha sonra tıkanmak zorundadır.Ama profesyonel olarak ebedi sürer.Avrupada yarış organizasyonlarını şahıslar yapıyor ve bunu mukabil para kazanıyor.Dolayısıyla adamlar bu işi yaparken daha fazla özen gösteriyor yoksa kendisinden hesap sorulur.Bizde ise bu işi gönüllü arkadaşlarımıza yaptırdığımız için hesap soramıyorsun.Bu nedenle bu sezon sonu aktif olarak bütün görevlerden çekilip hafta sonlarımı kendime ve aileme ayıracağım zira bu işlerden çok yoruldum.

Saygılar
Rahmi Bozkır
Kullanıcı avatarı
postacı
Destek Ekibi Üyesi
 
Mesajlar: 813
Kayıt: 04 Kas 2003 17:32
Konum: İstanbul
Irklar: Posta Güvercini
Doğum Tarihi: 29 May 1960

Mesajgönderen Boletus » 06 Oca 2004 15:14

TÜRKİYEÂ?DE GÜVERCİN YETİşTİRİCİLİğİNİN SORUNLARI

Ülkemizde güvercin yetiştiriciliği köklü bir geçmişe sahiptir. Daha önceki dönemleri göz ardı etsek bile, sadece Türklerin yaşamaya başladığı andan itibaren AnadoluÂ?da yaklaşık 1000 yıldır güvercin yetiştirilmektedir. Güvercin yetiştiriciliği konusunda dünya üzerinde böylesine köklü bir geleneğe sahip ülke sayısı çok azdır. Uygarlıklar beşiği olarak da bilinen Anadolu, kendine özgü bir kuş kültürü geliştirmiştir. Bir çok evcil güvercin ırkına ev sahipliği yapmış, ırkların geliştirilmesi ve dünyaya yayılmasında öncülük etmiştir. Günümüzde dünya üzerinde bulunan güvercin ırklarının çoğu Anadolu kökenlidir. Neslini koruyamadığımız bir çok ırkımız bulunmakla birlikte, bugün ülkemizde 70 den fazla güvercin ırkı yetiştiriliyor olması bile, sahip olunan zenginlik hakkında bir fikir vermektedir. Ülkemizde böylesine köklü bir gelenek ve altyapı bulunmakla birlikte, ülkemiz güvercin yetiştiriciliği dünya üzerinde ne yazık ki hak ettiği yerde bulunmamaktadır. Bunun nedenleri üzerinde düşündüğümüzde ülkemizdeki güvercin yetiştiriciliğinin başlıca sorunları ile karşı karşıya geliriz.

BİLİMSEL BİLGİ ÜRETİMİ VE PAYLAşIMI

Ülkemiz güvercin yetiştiriciliğinin kanımca en önemli sorunu, bilimsel bilgi eksikliği ve bilimsel bir tarzın genel olarak geliştirilememiş olmasıdır. Güvercin yetiştiriciliği ülkemizde yüz yıllardır atadan dededen öğrenilen yöntemlerle devam etmiştir. Bilgi üretimi ve paylaşımı neredeyse hiç yoktur. Böyle olduğunda her yeni kuşak aslında bilinen şeyleri yeniden keşfetmek durumunda kalmıştır. Sonuç olarak hep aynı yerde sayan, gelişmeye kapalı, güdük bir yapı oluşmuştur. Bilimsel tarzın temelini, bilginin sistematik olarak yeniden üretilip geliştirilmesi oluşturur. Geliştirilen bilgi depolanır ve depolanan bilgiler ise paylaşıma açılır. Paylaşılan bilgiler, yeni bilgilerin geliştirilmesini sağlar. Bu bir döngüdür ve bu şekilde çığ gibi büyüyerek ilerler. Böyle olduğunda sorunlara daha geniş çerçeveden bakabilme olanağımız olacağı gibi, kendi içine kapalı sistemin dışına çıkabilme fırsatını da yakalayabiliriz.
Ülkemizde güvercin konusunda yapılmış araştırma neredeyse yok denecek kadar azdır. Ben yıllardır kendi çabamla ülkemizdeki güvercin literatürünü toplamaya çalışıyorum. Ciddi şekilde çalışmama karşın bulabildiğim materyaller son derece sınırlıdır. Ulaşabildiğim yazılı dokümanların çoğu ise bilimsel nitelikte olmayıp haber niteliği taşımaktadır. Buradan çıkan sonuç, ülkemizde güvercin yetiştiriciliği konusunda bir bilgi üretiminin bulunmadığıdır. Bilginin üretilmediği yerde bilimsellikten ve gelişmeden bahsedemeyiz. Bilgi üretiminin olmayışının ülkemize özgü çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Her şeyden önce güvercin yetiştiriciliği bir hobidir ve işin ticari boyutu, örneğin tavukçuluk alanında olduğu gibi fazla değildir. Konunun diğer bir yanı da bu hobi ile uğraşanların ağırlıklı çoğunluğunu oluşturan kesimin ne yazık ki bilgi talebinde bulunmamasıdır. Ülkemizde güvercin yetiştiricilerinin çoğunluğu eğitimsiz kişilerdir. Bu konuda bir fikir edinebilmek için ülkemizdeki güvercin pazarlarını şöyle bir dolaşmak yeterli olacaktır. Bilgiye talep olmadığında bilginin üretimi de olmamaktadır. Ülkemizde güvercin yetiştiriciliği konusunda bilgi açlığı içersinde olan ve konuya daha ciddi bakan yetiştiricilerimizin oranı tüm yetiştiricilerimiz içersinde kanımca %10Â?dan fazla değildir. Ancak ülkemiz güvercin yetiştiriciliğini geliştirebilecek ve bugün bulunduğu kısır döngünün dışına taşıyabilecek kesim bu %10Â?luk kesimdir. Diğer %90Â?lık kesimden bunu beklemek saflık olur. Bilimsel tarzı benimseyen insanların yetiştiriciliğimize önderlik etmesi ve diğer çoğunluğun ise kazanılmaya çalışılması gerekmektedir. Sadece bilimsel düşünebilen insanların ülkemiz güvercin yetiştiriciliğini bugün bulunduğu noktadan bir basamak yukarı taşıyabileceği inancındayım. Son yıllarda ve özellikle de son üç yıldır internetin sağladığı hızlı iletişim ve bilgi paylaşımı sonucu %10Â?un içinde kalan insanlar birbirleri ile bağlantı kurmaya, bilgi paylaşmaya ve hatta örgütlenmeye başlamışlardır. TGYB bunun en güzel örneklerinden biridir.

ÜRGÜTLENME

Burada sorunun diğer bir boyutu ile karşılaşmaktayız. Bu boyut örgütlenmedir. Güvercin yetiştiricileri ülkemizde örgütlü bir yapıya sahip değillerdir. İstediğimiz kadar iyi bir yetiştirici olalım, bilimsel donanıma sahip olalım ya da çok iyi kuşlara sahip olalım tek tek bireyler olarak var olduğumuz sürece hiçbir anlam ifade etmeyiz. Daha doğrusu ifade ettiğimiz anlam sadece kendimizi ve yakın çevremizi ilgilendirir ama eğer ülke genelinden ve genel olarak ülke yetiştiriciliğinden bahsediyorsak örgütlü olmak durumundayız. Ülkemizde güvercin yetiştiriciliğinin yaygın olduğu illerimizin hemen hemen hepsinde bir Â?güvercin sevenler derneğiÂ? bulunur. Bu derneklerin varlığına bakarak örgütlü olduğumuz hatta bir federasyona ihtiyacımız olduğu bile söylenebilir. Ancak ben bu kanıda değilim. Bence önemli olan dernek sayısı değil, derneklerin niteliğidir. Bu derneklerini çoğu bildiğimiz gibi aynı zamanda bir kuşçular kahvesidir. Buralar boş zamana sahip insanların oyalandıkları ve vakitlerini kağıt oyunları ile hatta ufak çaplı kumarlarla geçirdikleri yerlerdir. Daha çok da ticari bir yapıları vardır. Belli günlerde kuş ihaleleri yapılır vb. Üzet olarak kuşçular kahvesi mantığı ile ülkemiz güvercin yetiştiriciliğinin geliştirilebileceğini sanmıyorum. Eğer olabilecek olsaydı bugün bu konumda olmazdık. Ülkemizin konuya ciddi ve bilimsel yaklaşan bir örgütlenmeye ihtiyacı vardır. Ne yazık ki ülkemizde bu tür bir örgütlenme şu anda yoktur. Böyle bir örgütlenmenin zamana ve gelişmelere bağlı olarak ilerde ülkemizde oluşabileceği düşüncesindeyim. Bu örgütsel boşluk yaklaşık 3 yıldır TGYB tarafından doldurulmaktadır. TGYB bu tür örgütsel soruna çözüm olması amacı ile ortaya çıkmış bir organizasyon olmamakla birlikte, 3 yıl gibi kısa bir süre içersinde izlediği kararlı çizgi ile, ilerde daha sistemli bir örgüte doğru atılacak adımlara öncülük edebilecek konumda olduğunu göstermiştir.
Ben güvercin konusunda tüm ülke genelini kapsayacak ciddi bir örgütlenmeye olan gereksinimin bugünden altını çizmemiz gerektiğini ve bunu hedef olarak önümüze koymamızın uygun olacağı görüşündeyim. Ancak böyle bir örgütün oluşumunun zamana ve gelişmelere bırakılmasını uygun görüyorum. Bu örgütün oluşum süreci içersinde, TGYBÂ?nin daha iyi organize olarak yetiştiriciliğimize ilişkin sorunları belirleyerek çözümler üretmeye çalışmasının ve hedefe uygun adımlar atabilecek konuma getirilmesinin yerinde olacağını düşünüyorum.

BAğLANTILI DİğER SORUNLAR

Yukarda açıklamaya çalıştığım şekilde bilimsel bilgi üretim ve paylaşım eksikliği ile örgütlenme yokluğu ülkemiz güvercin yetiştiriciliğinin temel sorunlarını oluşturmaktadır. Bu temel sorun çerçevesinde ona bağlı olarak gelişen bir çok yan sorun daha sayılabilir. Bu yan sorunların gerçek anlamda çözümlerinin temel sorunlarımızın çözümüne bağlı olduğunu düşünüyorum. Ürneğin, yurt içi ve yurt dışında bir imaj sorunu yaşamaktayız. Yurt içinde güvercin yetiştiriyorum dediğimde çevremdekilerden genellikle olumsuz tepkiler alıyorum. Güvercin yetiştiricileri eski devirlerden beri sözüne güvenilmez, başıboş, ahlaksız ve serseri takımından insanlar olarak görülüyorlar. Ne yazık ki bu belirleme belli oranlarda haklılık payı da taşıyor. Ancak elbette bu konumda olan kişilerin sorumluluğunu tüm yetiştiricilere mal etmek doğru bir tavır değil. Bizim bu kötü imajdan sıyrılabilmemiz belli bir zaman alacağa benziyor. Yurt dışında ise kötü bir imaj sahibi olmaktan çok, bir imaj sahibi olamama gibi bir sorunla karşı karşıya olduğumuz söylenebilir. Yetiştiricilik bilincinin gelişmemiş olması, yurt dışında kendi ırklarını koruyamayan, onlara sahip çıkamayan bir ülke konumuna düşmemize yol açıyor. Uluslar arası güvercin birliklerinin onayladığı ırklar listelerinde Türk güvercin ırklarının bütün standartları ile birlikte yer almıyor olması ülkemiz adına çok üzücü bir durumdur. Buna bazı ülkelerin bizim ırklarımızı kendi ırkları gibi dünyaya lanse etmeleri de eklenince sorun daha da vahim bir hal alıyor. Ülkemizdeki güvercin ırklarını tespit etmek ve bunların standartlarını belirlemek acil sorunlarımızdan biridir. Buna bağlı olarak ırkların korunması ve çeşitli şekillerde kırılmasını önlemek gerekmektedir. Gene tüm güvercinlerimize marka takılması ve markasız güvercin alım satımının önlenmesi önemli bir görev olarak bizleri beklemektedir. Bu durum aynı anda ülkemizde hayli yaygın olan güvercin hırsızlıklarına da bir çözüm olabilir. Sorunlarımızı çoğaltabilmek mümkündür. Ben ilk aklıma gelenleri sıralamaya çalıştım.

Yavuz İşçen
Boletus
Arşiv Yazarı
 
Mesajlar: 96
Kayıt: 27 Eki 2003 12:06
Konum: Ankara

Mesajgönderen Niyazi Ertürk » 06 Oca 2004 15:47

Merhaba Yavuz Bey,

Elinize, kolunuza, yüreğinize sağlık. Konuyu bu kadar geniş kapsamlı olarak ele alışınız, tespitleriniz ve çözüm önerileriniz gerçekten mükemmel. Yazınızı okuduktan sonra geleceğe dair umutlarım arttı. Sizin gibi düşünce ve yaklaşımları olan yetiştiricilerimizin artması durumunda sözünü ettiğiniz sorunların aşılması çok kolaylaşacaktır. Üzellikle bilgi talebi konusunda giderek artan bir talep olduğunu Foruma bakınca görebiliriz. Ve bu konuda TGYB'nin katkısı tartışılmaz. Tekrar etmek istiyorum ki; ben 20 yıldır aradığım bilgileri TGYB Arşivinde hazır buldum. Bu sayede bilgilerimi arttırdım ve eksik olanları tamamladım. Eminim ki gelecekte bu çalışmalar daha da artarak sürecektir.

İmaj konusunda artık günümüzde sevinerek söyleyebilirim ki güvercin yetiştiricileri konuya daha ciddi yaklaşmaktalar. Etrafımdaki arkadaşlarım kümeslerini ve ekipmanlarını modern yöntemlere uygun şekilde dönüştürme çabasındalar. Hastalıkları önleme konularında, ırkların korunması anlamında daha duyarlı hale geliyorlar. Temizlik ve dezenfeksiyona önem veriyorlar.

Bence bilgi, deneyim ve düşünce paylaşımı konusunda yeterli çaba gösterilmiyor. şahsen ben Forum bölümüne düşüncelerimi aktarırken karşımda içtenliğine inandığım ve benim gibi güvercin sever bir arkadaşım varmış gibi düşünerek hareket ediyorum. Böylesine güzel bir ortamın sanal ortamda oluşturulması nedeniyle şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Bu nimetin kıymetini bilmeliyiz. Ve bu şekilde üye olarak sorumluluğumuzu yerine getirmeliyiz. Düşünün ki Avustralya'dan Ersoy KOLDAş arkadaşımız bizlerle bilgilerini paylaşabiliyor. Ve ne kadar ilginç ki Türkiye'de nesli tükenmek üzere olan İSKENDERUN ırkı ile ilgili standartları içeren makaleyi oluşturabilmiş. Tabii sizin ve Rahmi BOZKIR'ın siteye katkıları da inkar edilemez. Anlatmaya çalıştığım, MUM OL, MERHEM OL ! misali bu türlü çalışmalar yapmak mümkünken, bunun için uygun ortam oluşturulmuşken neden bir araya gelinemiyor ?

Bazı arkadaşlarımız sitenin geç güncellendiğinden şikayet etmekteler. Oysa bana göre site her gün güncellenmekte ! Forum bölümündeki sorular ve cevaplar bunun göstergesi bence. Mesela sizin yazınız bir makaleden farksız. Eğer site her gün güncellenmek isteniyorsa soru sorun, cevap yazın diyorum. Ben elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum.

Saygılar
Niyazi Ertürk
Destek Ekibi Üyesi
 
Mesajlar: 1550
Kayıt: 26 Eki 2003 18:50
Irklar: -
Doğum Tarihi: 08 Haz 1965

Yetsitirici sorunlari

Mesajgönderen FiSEK » 02 Şub 2004 12:48

Tüm kusculara selam olsun...

Üncelikle konuya baktigimda avrupadaki system veya yapilanmalari almanyada bir kuscu ve cemiyet yöneticiligi yapmis birisi olarak gözünüzde o kadar büyütmeyin diyebilirim.

Burdada kuscularin cesitleri sorunlari oluyor ama sorunlara organizeli sekilde yaklasildigindan cabuk ve dogru sekilde careler bulunuyor.

Ben Türkiye de resmen taninan kuscu dernekleri ve Federasyon kurulmasinin cok önemli oldugunu belirtmek istiyorum. Yillardir izin zamanlarinda ankarada bulundugum günler icerisinde Atatürk Orman Ciftligine her ugrayisimda sinirle geri cikmisimdir (sadece kücük bir salma icerisinde karisik irk güvercinlerimizin barindirilmasi ve kisaca güvercin diye tanimlanmasidir beni sinir eden). Egerki resmi bir Dernek buna mudahale etmezse sanirim bu sekildede devam edilecektir.

Derneklesmeye gelince. Bence cekilinecek birsey yok. Yeterki Gönül istesin cok sey yapilir. Ürnek olarak maddiyati verirsek. Sitede Kuslarimiza hangi zaman ve ne tür yemler verilecegi falan aciklanmistir. Kurulacak dernek icerisinde bir iki arkadasin katilimiyla bu yemler ücer beser kiloluk torbalanabilir ve kazanc elde edilebilinir. Ayrica dernek üyelerinde fiyat düsük tutulur disardan gelenlere degisik fiyat uygulanirsa o arkadaslarimizda bu sayede dernegin önemini anlayabilirler. Buna benzer cok örnek vermek mümkün. Kurulacak dernek catisi altinda icabinda bir teras kat veya gecekondu bahcesinde Meraki olupda yeri olmayan arkadaslarimizada imkan saglanabilinir.

Bizler bu Gurbet dedigimiz yerlerde Kültürümüzü, Vatanimizi ve Dinimizi unutmamak icin 10-15 gönüllüyle cemiyetler kurup sonradan yüzleri, binleri buluyorsak siz neden bulamiyasiniz!. Cevremizde sevdalisi oldugumuz kuslarimizin olmadigi halde uzun ugraslarla buralara getirmisisek sizler neden elinizdekileri koruyamiyasiniz. Dedim ya GÜNÜL isi. Umarim bu yazim sizleri etkiler ve bende bir gelisimde Derneginizi ziyaret ederim.

Tüm Kuscu arkadaslara Selamlar, Saygilar
FiSEK
Katılımcı Üye
 
Mesajlar: 28
Kayıt: 23 Kas 2003 22:07
Konum: almanya / stuttgart

Sonraki

Dön Yetiştiricilik Sorunları

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 4 misafir

cron