..:: DOLAPÇI ve 9 KUSURLU HAREKET ::..

Dolapçı ırkı özel bölümü

Moderatörler: Forum Admin, Rahmi Bozkır

Re: ..:: DOLAPÇI ve 9 KUSURLU HAREKET ::..

Mesajgönderen koral.alter » 31 Ağu 2009 21:20

tüm dostlara merhaba,
düşencelerini yazıya geçirmede pek becerekli olduğum söylenemez bu nedenle yazdıklarımdan dolayı yanlış anlaşılmak istemem konu oriental roller olunca düşüncelerim kimseyi hedef almasada bazı kelimelerim sert kaçmışsa özür dilerim biz bu uyduruk oriental rollerden ve tarihçesinden çok çektik çekmeyede devam ediyoruz bıraktığı tahribatın izlerini hala silemedik sayın yavuz işce nin tamamen iyi niyetle yapmış olduğu çeviriler ve yorumlar kötü niyetli çevrelerce kendilere rant sağlamada çok güzel kullanıldı ucuz zihniyetler çeplerini doldururken olan bizim yerel ırklarımıza oldu başlarda itiraf edelim bizlerde yanıldık osmanlı makaracısını bilinen anlamda kanat uçları yere değecek kadar salık kuyruk telekleri nerdeyse 45 derecelik açıyla dik duran geniş gövdeli orta gagalı kalın belli bir zamanlar ülkemizde bu haliyle bulunan daha sonra yok olan bir ırk olarak algıladık daha sonraları araştırdıkça bilinmeyen gerçeklere ulaşmaya başladık araştırmamız tamamlanınca tüm gerçekleri ortaya koyup elimizden geldiği ölçüde tüm dünyaya duyurmaya çalışacağız biz gerçekleri ortaya koyamazsak el oğlunun tarih uydurmada sınırı yok aşağıda geldikleri son noktayı göreceksiniz insanın pes artık diyesi geliyor
http://www.ameronlofts.com/Oriental_Roller_History.php
sevgi ve saygılarımla
Koral ALTER
Resim
Kullanıcı avatarı
koral.alter
Aktif Üye
 
Mesajlar: 245
Kayıt: 07 Haz 2006 18:09
Konum: İSTANBUL
Irklar: Trakya Yerlisi,Alabadem
Doğum Tarihi: 18 May 1971

Re: ..:: DOLAPÇI ve 9 KUSURLU HAREKET ::..

Mesajgönderen Hayri ÜN » 31 Ağu 2009 22:03

Herkese selamlar,

Sevgili Koral Bey, Biz ya da ben diyeyim, yine anlatmak istediklerimizi doğru anlatamadık. Ancak Koral Bey yukarıdaki yazıyı yazmadan önce ve benim fikirlerimin ne olduğu hakkında yorum yapmadan önce bazı soruları sorsa idiniz size memnuniyetle cevap verirdim… Ben yine de kendim sorup kendim cevap vereyim…

Oriental Roller ile internetten ulaştığınız standart ve açıklamalar “Osmanlı Makaracını” doğru yansıtıyor mu?

- Ben bugüne kadar Oriental Roller kelimelerini kullanırken hep temkinli olmaya çalıştım. Sizin bu kuşlara Osmanlı Makaracısı diyelim uyarılarınıza rağmen son yazılarımda özellikle Oriental Roller kelimelerini kullandım. Çünkü şu anda birçok kitap ve yazı da adı geçen ve İzmir’den Avrupa’ya geçtiği kabul edilen kuşun izi yoktur. Bu kuşu yerde veya havada izleme şansımız yoktur. O yüzden de Oriental Roller ile yerli makaracı ırklarımız karşılaştırma şansımız yoktur. Aynı nedenden dolayı da Oriental Roller ile ilgili yabancı kaynaklarda yazılanların ne kadar Yerli makaracı ırklarımızı yansıttığı konusunda fikir sahibi olamayız…

Oriental Roller’a olan ilginizin sebebi nedir?

- Bu nedeni çok defalar açıkladık ancak tekrar edeyim. Son yıllarda Denizli çevresinde beslenen görünüm olarak dolapçıya benzeyen kuşlarda 9 kusurlu hareketler dikkatimizi çekmişti. Bu kuşlar dolapçıya yakın performans sergilemenin yanında Denizli’li yetiştiriciler olarak kabul etmediğimiz hareketleri yapmaktadırlar. Önceleri bu hareketler ve hareketlerin kökeni açıklamakta zorluk çekilmişti. Ancak Bora Vasic’in kitabındaki yazılanları görünce, bu açıklamalar bize mantıklı gelmişti. Bora Vasic konuyu kısaca şöyle açıklıyor.

“Kosova’ya güvercinler Kosova fethinden sonra (1400’lü yıllar) Türkler tarafından getiriliyor. Bu kuşlar 1800’lü yıllara kadar getirildikleri şekilde besleniyorlar. Ancak 1800’lü yıllardan sonra yine Türk yetiştiricileri tarafından Oriental Roller da kullanılarak yeni soylar yetiştiriliyor. Bu yeni geliştirilen ırklar özellikler 1900’lü yıllardan sonra ülkemize girmeye başlıyorlar.

Peki Bu oriental roller hakkında başka kaynaklar ne diyor? Onlar da Oriental Roller’ın Avrupa’ya Symirna (İzmir), Yunanistan, Makedonya, Bosna Hersek ve Kosova ve Hırvatistan güzergahını izleyerek geldiğini söylüyorlar. Peki tarih ne? 1800’lü yıllar…

Burada bir açıklama daha yapmak istiyorum… Hala Osmanlı makaracısı terimini özellikle kullanmıyorum. Burada kullandığım isimlendirme hep yabancılara ait isimlendirme olan Oriental Roller… Çünkü bu tarihten sonra onlar bu kuşa onlar sahip olmuşlar. Biz de ne yazıkki şu an yok.

Aynı oriental roller isimlendirmesi üzerinden devam edecek olursak, Oriental roller hakkında bir çok yazı kitap yazmışlar ve uçuş performansları hakkında da çizimler yapmışlar. Yarışma standartlarını koymuşlar. Bunları yapanlar da sıradan insanlar değil… Yıllarca bu ırkı beslemiş ve ırka gönül vermiş insanlar. Hatta yazdıkları yazılarında İran taraflarından da Oriental roller getirttiklerini ancak bu kuşların İzmir’den gelen Oriental Roller’ı tutmadığını söylüyorlar. Bunların açıklamaları ve yazılarını incelediğiniz zaman çok da mantıksız şeyler olmadıklarını görüyorsunuz. Benim de ulaştığımı bazı yazılar tarafınızdan hazırlanan www.makaraciguvercin.com internet sitesinde de bulunmaktadır. Bu yazılar neredeyse internet siteniz yayında olduğu günden beri okunabiliyor. Orada da oriental roller’ın performans özellikleri var… oriental roller’ın pervane dönüşü yaptığı, sıkarak dalma hareketi yaptığı vs… Tekrar ediyorum ki bu özellikler Oriental roller’a ait özelliklerdir, bence tüm makaracı ırklara genelleştirilemeyebilir…

Şimdi konumuza geri dönelim. Bora vasic’in Oriental roller’ın çaprazlama da kullanılması ile ilgili verdiği tarihle Oriental roller’ın balkanlara girmesi tamamen örtüşüyor. Ve yerli ırklarımızda görülmeyen/görülmemesi gereken ne kadar performans özelliği varsa yabancıların anlattığı Oriental roller da var. Bu da tamamen konumuzu açıklıyor. Biz de bu hareketleri yetiştiricilerimizin bilmesi adına yine yabancıların çizdikleri çizimler ve açıklamalar ile anlatmaya çalıştık… Çünkü oriental roller’ı şu anda ne yazıkki onlar yetiştiriyorlar. Doğru ya da yanlış… Oriental roller her ne ise…

Siz isterseniz bu kuş makaracı değil diyebilirsiniz… bu kuş Osmanlı makaracısı kullanılarak elde edilmiş değişik bir ırk diyebilirsiniz. Sizinle hemfikir olduğumuz gibi Türklere ait olan kuşlarda bu 9 kusurlu hareket bulunmaz diyebilirsiniz. Ve sonuçta Oriental roller’a başka bir isim verebilirsiniz. Osmanlı makaracısından ayırmak adına Symirna Roller, izmirac vb. isimler kullanabilirsiniz. Bunların hepsi sizin ilgi alanınıza giriyor. Oriental Roller, Osmanlı Makaracası mı mıdır yoksa değil midir? Veya ne kadar Osmanlı makaracısdır? Bunlar sizin araştırmalarınız ile ortaya çıkacak.

Benim yazdığım yazılardaki Oriental Roller yabancıların anladıkları manada Oriental Roller’dır. Yoksa Osmanlı makaracısı olup olmadığı benim ilgi alanıma girmiyor.

Eğer bunu anlatamadı isem özür dilerim… ve eğer son yazdıklarımla açıklayabildi isem uyarılarınızla açıklamama sebep olduğunuz için teşekkür ederim. Kafanıza takılan başka konular varsa bildiğim kadarı ile açıklamaya çalışırım.

Bu arada bir konuya daha dikkatinizi çekerim. Koral bey son koyduğunuz resimler de yabancıların çizdikleri resimler… benim tercüme edip derlediğim yazılar ve çizimler de yabancılara ait… Sonuçta bu konuda bilgi ve belgeler yabancı kaynaklı olmaya devam edecek…

Sağlıcakla kalın, sevgi ve saygılarımla

Hayri ÜN ‘ Denizli
Sevgi ve saygılarımla
Hayri ÜN ' Denizli http://www.hun.guvercinevi.com
Resim
Kullanıcı avatarı
Hayri ÜN
Aktif Üye
 
Mesajlar: 181
Kayıt: 13 Mar 2006 14:54
Konum: Denizli
Irklar: Dolapçı, Denizli Bangosu (Azman), Tokur
Doğum Tarihi: 21 Eyl 1973

Re: ..:: DOLAPÇI ve 9 KUSURLU HAREKET ::..

Mesajgönderen koral.alter » 01 Eyl 2009 1:22

tüm dostlara merhaba,
hayri bey haklısınız tam olarak birbirimize düşüncelerimizi anlatamadık konuyu çok daha fazla uzatmanın anlamı yok bir gün bir yerlerde denk gelirsek sizinle bu konuyu yüz yüze tartışmak kendi adıma keyifli olur sağlıcakla kalın
sevgi ve saygılarımla
Koral ALTER
Resim
Kullanıcı avatarı
koral.alter
Aktif Üye
 
Mesajlar: 245
Kayıt: 07 Haz 2006 18:09
Konum: İSTANBUL
Irklar: Trakya Yerlisi,Alabadem
Doğum Tarihi: 18 May 1971

Re: ..:: DOLAPÇI ve 9 KUSURLU HAREKET ::..

Mesajgönderen Niyazi Ertürk » 01 Eyl 2009 9:21

Merhaba Koral Bey,

Makarcı Irklarla ilgili hassasiyetinize ve doğrusu şimdiye kadar hazırlanmış olan sitelerdeki bilgilerin hatalı olduğu düşüncenize katılmamak elde değil. Tabii ki tüm bu yazılmış çizilmiş olan şeyler sizlerin çabalarıyla düzeltilmeye muhtaç görünüyor. Günümüzde maalesef Osmanlı Makaracısı ve Trakya Makaracısı nesil olarak oldukça azalmış durumda. Ve ne yazık ki bu nadide ırklar zamanında Avrupa'ya bir şekilde ulaşarak bir çok vasfı erozyona uğramış ve ırkın temel özelliklerini bilmeyenler tarafından tanıtımı yapılmış ve bugüne kadar siz ve değerli arkadaşlarınız gibi bu ırka el uzatan da pek olmamış. Biz bugüne kadar tüm TÜRK Kökenli Güvercin Irkları ile ilgili bu türlü çalışmaların gerekliliğini savunduk ve savunmaya devam edeceğiz. Herhangi bir güvercin ırkının standart özelliklerini ancak ve ancak o ırkı yıllardır yetiştirmiş olan kişiler belirleyerek hazırlayabilir ve hazırlamalıdır da. Ve her güvercin, bu yetiştiricilerin tanımladığı özellikleriyle artık diğer benzer ırklardan farklılıkları sergiliyor ve altlarından da kendilerine benzeyen yavrular veriyorlarsa artık ırk olmuş diye düşünürüm. Bu anlamda Makaracı Irkların tanıtımı noktasında sizleri kutlamak istiyorum.

Bir önceki yazınızda belirtmiş olduğunuz bazı hususlara da değinmek isterim. Hayri Arkadaşımızın foruma taşımış olduğu bilgiler Oriental Roller adı ile bilinen güvercinlerle ilgili hazırlanmış web sayfalarından tercümelerdir. VE takdir edersiniz ki eldeki veriler ışığında farklı değerlendirmeler yapılacaktır. Ancak bu demek değildir ki bu bilgiler kesin ve doğrudur. Tabii ki sizin de belirtmiş olduğunuz üzere Makara Hareketinin ne olduğunu en doğru sizler belirleyeceksiniz. Ancak şu da bir gerçek ki Hayri Arkadaşımızın çalışmasındaki hareketlere baktığımızda bizim gönül verdiğimiz Dolapçı'lardan çok farklı stiller olduğunu görmekteyiz. Bizi asıl ilgilendiren nokta da burası zaten. Yani, bir Dolapçı asla makara hareketi veya hareketleri yapmamalıdır. Yaparsa biz elde edilen güvercinin Makaracı Irklarla melezlendiklerini düşünürüz. Bu konu daha öncesinde de tartışılmış ve bazı çok bilenler Dolapçı ve Dönek ırkı güvercinlerde bu türlü hareketlerin yakın akraba eşlemesinden kaynaklandığını söylemişlerdi. Ancak yine Hayri Arkadaşımızın İzmir'den Necdet Usta ile yaptığı söyleşiden de anlaşılacağı üzere hurafeden öte bir durum değildir. Şayet bir güvercin Dolapçı Kostümüne ve Fiziksel özelliklerine benziyor olsa da Makara, Takla, v.s gibi hareketler yapıyorsa bizim düşüncemize göre o artık Dolapçı falan değildir. Siz bu duruma yozlaşma diyebilirsiniz ama bence ortaya çıkan şey kokteyl olmuş ve farklılaşmış bir güvercin ırkıdır. Asla ve asla gerçek Dolapçı değildir. Bu anlamda birçok deneyimli yetiştiricinin düşünce ve katkısıyla oluşturulmuş olan Dolapçı tüzüğüne göre diskalifiye edilmesi gereken özellikler taşımaktadır. Doğal olarak bu tüzüğe aykırı bir vasfı olan güvercinin Dolapçılarla aynı kefeye konulması hoş değildir. Hele hele Dolapçı için temel bir özellik olan BOŞA DÖNÜŞ mesafesine göre puanlanmak istenirse haklı olarak itirazımız olacaktır. Aynı sizin göstermiş olduğunuz hassasiyet gibi gelecekte Dolapçı ırkının özelliklerinde aşınma olmadan üretilip çoğaltılması adına bu tavrın gösterilmesi gerekir. Yoksa düşünün bir kere hem Dolapçı'dan bahsedeceğiz hem de ne kuyruk üstü yağ bezesine, ne kuyruk telek sayısına, ne tozluk veya paçalı olup olmadığına ne de havadaki performansına bakmadan gözü kapalı üretim yapacağız. Koral Bey bu iş oldukça ciddi bir konu sizin de bildiğiniz üzere. Gelecekte en azından bozulmamış özellikleriyle güvercin ırkı bulunabilmesi için artık bir milat koyup ortaklaşa alınmış olan kararlar çerçevesinde üretim yapmak zorundayız bence.

Bir de genel bir saptırma var onunla ilgili de birkaç satır yazmam gerekli. Az önce de dediğim gibi bizim derdimiz Denizli Dolapçısının diğer Dönüş Performanslı ırkların atası olduğu gibi bir düşüncemiz yok. Ancak şundan eminiz ki Dolapçı ırkı günün birinde Batı Trakya üzerinden Balkanlara gitmiş ve bu bölgede Makaracı Irklarla ve yöresel diğer ırklarla melezlenerek farklı özelliklerde ama Dolapçı'ya benzer güvercin ırkları ortaya çıkarılmıştır. Bütün bunların yapıldığı tarihlere baktığımızda ise Osmanlı İmparatorluğunun hüküm sürdüğü yıllara gidiyoruz. Ve güvercin ırklarıyla ilgili TÜRK yetiştiricilerin isimlerine de rastlamaktayız. Yani demem o ki buradaki güvercinler bir süre sonra geri döndüklerinde farklı özelliklere sahip olsalar da aslında yine TÜRK ırkı güvercinlerdir. Benim bugüne kadar anladığım şudur ki Dünyanın hiçbir yerinde TÜRKİYE'de olduğu gibi Dalıcı Dönücü performansa sahip bir başka güvercin ırkı yoktur. Bu özelliklere sahip güvercinler TÜRK yetiştiriciler tarafından üretilmişlerdir. Günümüzde var olanlarda ise mutlaka TÜRK kanı güvercinler bulunmaktadır. Bana göre bizde olmayan şey yazılı dokümanlardır. Yani TÜRK kökenli güvercinlerle ilgili yapılacak bir araştırmaya baz olacak tarihi belgelerden yoksunuz. Ancak şu da bir gerçek ki nerede olurlarsa olsunlar bu şekil güvercinlerin TÜRKİYE kökenli oldukları yazılmıştır.


Bizim ülkemizde olmayan bir başka şey de STANDART'lardır. Bu durum aslında yaşamımızın her alanında böyledir. Baktığınızda var gibi görünse de uygulamada bir sürü saçma sapanlıklar yaşanmaktadır. Bana göre en başta KÜMES Standardı ortaya çıkarılmalıdır. Nasıl derseniz; kümesi pislik içinde, aşılama ve künyeleme yapılmayan, her bahar mevsiminde hijyen koşuları sağlanmadığı için bir sürü telef veren bir kümesin standart dışı kabul edilerek böyle bir ortamda güvercin beslenmesinin yasak edilmesi gerekir. Dahası YETİŞTİRİCİ STANDARDI da gerekli. Ondan sonra da IRK STANDARTLARI geliyor tabii ki. Ben bu anlamda POSTA GÜVERCİNİ YETİŞTİRİCİLERİNE örnek tavırlarından dolayı takdir ve şükranlarımı sunmak istiyorum. Onlardan öğreneceğimiz daha çok şey olduğunu düşünüyorum. Ancak şu da bir gerçek ki Dolapçı ırkının da yakın gelecekte komple özellikleriyle (hele bu son derlenen bilgilerden sonra) hakettiği yere geleceğini ve standardı ve yarışma tüzüğüyle daha güçlü bir şekilde benimseneceğine inanıyorum. Bu bağlamda yaşamımın kalan bölümünde sadece DOLAPÇI üretimi yapma kararı aldım. Her renk ve desende gerçek vasıflı DOLAPÇI emeklerimin karşılığını fazlasıyla veriyor çünkü.
Resim
Resim
Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
Niyazi Ertürk
Destek Ekibi Üyesi
 
Mesajlar: 1486
Kayıt: 26 Eki 2003 18:50
Konum: Denizli
Irklar: Dolapçı, Denizli Bangosu (Azman)
Doğum Tarihi: 08 Haz 1965

Re: ..:: DOLAPÇI ve 9 KUSURLU HAREKET ::..

Mesajgönderen İskender Damgacı » 01 Eyl 2009 13:59

Selamlar,

Hayri bey bugüne kadar hep belgelerle konuştu. Ulaşabildiği belgeleri tercüme ederek bizlerle paylaştı. Bu sayede yaklaşık 10 yıldan beri üzerinde durduğumuz ve zaman zaman engellendiğimiz "Dolapçıların Balkan Macerası" artık tamamen açıklığa kavuştu. Kosovalı'larda gördüğümüz (bize göre) anormal hareketler olan, takla, makara, sarak, oturma vs. gibi Dolapçı'da olmayan ve olması kesinlikle istenmeyen performansların kökeni artık tamamen anlaşılıyor. Bazıları bu hareketlere "kan boğulması" diyordu ve başkalarınıda bir güzel etkiliyordu!!!

Üstüne basa basa söylememiz gerekir: Biz Kosovalı'lara hiç bir zaman "yoz" demedik... Sadece Kosovalı'lara değil, beğenmesek bile Selaniklere, Oynaklara da "yoz" veya benzeri yakıştırmalarda bulunmadık. Bizim yapmaya çalıştığımız şey öncelikle Dolapçı'nın doğru tanınmasını sağlamaktır, daha sonra Dolapçı ile karıştırılan diğer varyetelerin hangileri olduğu ve neden ayrılmaları gerektiğini anlatmaktır. Bu ayrımı yapmamız bazıları tarafından hiç istenmedi. Biz "pazar" endişesiyle hareket etmediğimizden ısrarla ayrımı savunduk, zira ayrım yapılmazsa Dolapçı gelecekte (Denizli'de bitmese de Türkiye'de) biter!!!... Bunu yaparken her defasında aynı malum kişilerce "kuşları Denizli'ye bağladığımız" saptırmasına direnmek durumunda kaldık...


Bizim konumuz makaracı ırkların tüzüğü veya standartları değildir. Bu konuları olması gereken yere getirecek kişiler Koral bey, Mahir bey ve ekibidir. Makaracı ırklara gönül veren dostlarımıza uğraşılarında başarılar diliyorum. Koral bey'in verdiği linkteki görüntüler gerçekten tahammül edilecek gibi değil. Makaracı ırklara tüm gönül verenler ivedilikle birşeyler yapma telaşına girişmeliler bence...
ResimResimResim
Büyük dedesinin ismini bilmeyen kimilerine Dolapçı'nın 800 yılından bahsedince ağır gelmiş olabilir, pardon!..
Kullanıcı avatarı
İskender Damgacı
Destek Ekibi Üyesi
 
Mesajlar: 1486
Kayıt: 07 Kas 2003 16:49
Konum: Denizli

Re: ..:: DOLAPÇI ve 9 KUSURLU HAREKET ::..

Mesajgönderen Hayri ÜN » 04 Eyl 2009 21:30

Herkese selamlar,

Sevgili koral Bey,

forumları incelerken daha önceden "İZMİR MAKARACISI (Smyrna Roller)" isimli açılmış başlığı gördüm. (viewtopic.php?f=61&t=3058 )

Burada Dr. Milan Gılıç tarafından hazırlanmış bir site var. Kaynak: http://www.geocities.com/izmirac90/

Bu siteye aşağıdaki bağlantıdan da ulaşabilirsiniz.

http://www.ztunnel.com/index.php/101011 ... 8250518444

Ayrıca kuşların standartlarına ve değişik Makaracı fotoğraflarına da aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

http://www.ztunnel.com/index.php/101011 ... 95d0f18198

Sarajevo roller isminde anlatılan standartlarda Uçuş başlığı altında aşağıdaki açıklamalar yer almaktadır. Umarım çalışmalarınızda yardımcı olur. Ayrıca siteyi hazırlayan Dr. Milan Gılıç’a ait bir elektronik posta adresi var. Belki onunla da irtibata geçilebilir.

FLIGHT: easy, flickery, rapid height achieving. Trained birds fly in group, but not in a very compressed formation. During flight they roll backwards over tail 2-3 times and more. Rolling is more frequent towards the end of flight which can lasts up to few hours. Any other figure in the air is considered as a mistake ("spiral", "borer", etc).

UÇUŞ: kolay ve hızlı bir şekilde yükselme. Eğitimli kuşlar grup halinde ancak çok fazla sıkışık halde olmadan uçarlar. Uçuş sırasında kuyruk üzerine 2-3 veya daha çok makara yaparlar. Birkaç saat sürebilen uçuşun sonuna doğru makaralar daha sıklaşır. Bunun dışında havada gösterilen herhangi bir figür kusur sayılır (spiral, dönüş vb.)

Sevgili Koral Bey,

Tekrar bir konuya değinecek olursam biz yukarıdaki ifadelere karşı değiliz. Ancak sizin de değindiğiniz ve detaylarını açıklayacağınız gibi Oriental Roller da değişik kuşlarla çaprazlanmış olabilir ve daha başka sitelerde ve kitaplarda bulunan performanslar ilave edilmiş olabilir. Bizim sadece vurguladığımız nokta bu hareketlerin Oriental Roller adı altında 1800’lü yıllarda Balkanlarda ve Avrupa’da görüldüğü ve Dolapçının bu kuşlarla çaprazlandığıdır. Bunun da Avrupa’lı yazarlar ve yetiştiriciler tarafından dile getirildiğidir. Ayrıca bugün bu çaprazlanan kuşların Dolapçıdan farklı performansları olduğudur. Yoksa bu bizim yaptığımız çaprazlama veya yazdığımız bir çalışma değildir. Sadece biz bu özelliklerin ayrımının iyi yapılması yönünde yetiştiricileri bilgilendirmek istiyoruz. Amacımız budur...

Sağlıcakla kalın, sevgi ve saygılarımla

Hayri ÜN ‘ Denizli
Sevgi ve saygılarımla
Hayri ÜN ' Denizli http://www.hun.guvercinevi.com
Resim
Kullanıcı avatarı
Hayri ÜN
Aktif Üye
 
Mesajlar: 181
Kayıt: 13 Mar 2006 14:54
Konum: Denizli
Irklar: Dolapçı, Denizli Bangosu (Azman), Tokur
Doğum Tarihi: 21 Eyl 1973

Re: ..:: DOLAPÇI ve 9 KUSURLU HAREKET ::..

Mesajgönderen Hayri ÜN » 21 Eyl 2009 10:22

Herkese selamlar,

Youtube internet sitesinde Emrullah Keskin usta ile aşağıda yapılmış röportajı gördüm… Youtube ülkemizde zaman zaman yasaklandığı için de herkesin ulaşamayabileceğini düşünerek yazıya döküp, daha fazla paylaşılsın istedim.

Öncelikle Emrullah usta’ya ve röportajı yapıp internet ortamına koyan arkadaşlara teşekkür ederim… Türkiye’deki dönücü ırkların tarihi için çok faydalı olacağı kanaatindeyim… En azından benim bazı teredütlerimi giderdi… ve içersinde çok ciddi iddialar bulunmakta… Dilerseniz önce röportajı okuyun daha sonra da benim için önemli olan bazı noktalarını size aktarmaya çalışayım….

Resim

Kaplan denilince ilk akla gelecek insan kaplancı Tahir amca, Tabiî ki bu kaplanlar selanik’ten geliyor… Bu kaplanlar futbol topu gibi dönüyordu… 1971-72 yıllarında, Komili Osman’la biz tanıştık… geldi buradan kaplan aldık… Ayvalık 40 sene evvel kaplandan başka kuş bakmıyordu… Ayvalık’ta da kuşlar yakın eş olmaktan birbirine… çok yakın…. Dolapçılar çıktı kaplanlardan… kaplanlar dolapçı vermeye başladı…
Emrullah Keskin

Emrullah Keskin Usta: Kaplan denilince ilk akla gelecek insan kaplancı Tahir amca… Tahir amca… Türkiye’de kaplanları…. Yani… Türkiye sınırları içinde üreten adam… Tabiî ki kaplanlar da Selanik’ten geliyor… Bir kaplan erkek geldi… Ahmet amca vardı… Kızılsulu’da uçurdular kaplan erkeği… çok güzel… bir tane dişisi yok… tek…

Kameraman: Bunlar da döneğin bir kolu…

Emrullah Keskin Usta: Kendine has bir ırk kaplanlar… ayrı bir tür… ayrı bir ırk… kaplan… siyah… simsiyah… sonradan benekleri çıkıyor… tüye giriyor, çıkıyor…. Şeşli oluyor… gözler beyaz… kanat kuyruk siyah olacak… kanat kuyruk siyah… diğer tarafları kırçıllı… kuyruk beyaz olmayacak… o şeşli kaplan… kaplanların çaprazı…. Beyaz kaplan yani… şeşli kaplan… kara kaplanları burda Tahir amca çıkardı… rahmetli bizim komili Osman ile yakın dosttular onlar… ona verdi… bir dönemde bizim burda, İzmir’de 1. beylerde avukat Remzi bey var… Şimdi avukatlık yapıyor… Bergama’da savcılık yaptı bu bey… benim de iyi ahbabım kendisi yani… bazı avukatlık işlerime yardımcı oluyor… gider gelirim… çok muhterem bir adam remzi bey… uzun yıllar savcılık yaptığı zaman Ayvalık’ta…. O da bütün kaplanları buradan İzmir’den ne kadar varsa… Tahir Amca’dan tamamını aldı… Kümesini kapadı… Ayvalığa götürdü… Ayvalık 40 sene evvel kaplandan başka kuş bakmıyordu… sadece kaplan… kaplanın dışında kuş bakan… bunlara “alaca” diyorlardı… istemezlerdi… Taki komili Osman’la tanıştılar… Komili osman’la biz tanıştık… geldi buradan kaplan aldık… 1971-72 yıllarında… Osman abi ile… “Emrullah’ım bana kaplan” dedi… “abi” dedim, “kaplanlar kalmadı. Hepsi ayvalığa gitti… Ayvalık’ta da kuşlar yakın eş olmaktan birbirine… çok yakın…. Dolapçılar çıktı kaplanlardan… kaplanlar dolapçı vermeye başladı… çok aynı ırka eş ettin mi, kuşlar bizim tabirle azmanlaşıyor. Kendi öz ırkını kaybediyor… başladı kuşlar saya gibi dönmeye… futbol topu gibi dönüyordu burda kaplan… Tahir ağa verdi ayvalığa… burda, İzmir’de seyretmeyen kalmadı kaplan erkeği… Bütün İzmir camiasının kabul ettiği kuş… hatta Kazım amca vardı bizim zeytinlikte… rahmetli oldu… öldü… Tahir ağa ile beraber… hemen hemen 5-6 ay… öldü… sapanla vurdu kaplanı havada… mahkemeye verdi Tahir amca onu… sapanla vurdu diye… o kaplan erkeği Tahir amca komili Osman’a verdi… Komili Osman onu taraçada, betonun üstünde belki 80 tane 100 tane yaptı… 100 tane yüzü de kaplan…

Kameraman: Evet…

Emrullah Keskin Usta: bir gün çıktık onla beraber… İzmir’e gelmiş… gittik oraya… dedim “yav, abi ben seni seviyom, düzgün insansın sen… bunları çok yakın eş etmişsin… bunlara kuş ister içine… “ah be” dedi… “Ben alaca sevmiyorum, kaplandan başka kuş istemiyorum… ama tuttum ona bir çift benim bu alacalardan verdim… kırmızı verdim… bir alaca verdim… al dedim bunları o kuşlara eş et… çoğalt… Bu kuşlar aynı zamanda… uçurup teşhir etmek de gerekiyor… sadece yerde değil yani… adamın ömrü… uzun yıllar yaşadı kendisi de… kuşla uğraşacak zamanı kalmadı… otelleri var… işleri vardı orada… çok geniş işleri vardı… iş çevresi genişti… ve kuşlar dağıldı… İzmir’e bir çoğu satıldı kaplanların… buraya geldi…

….

Daha önce de forum ortamlarında kaplancı rahmetli Tahir Ağa ve kaplan dönekleri ile ilgili yorumlar geçmiş idi…. Bununla birlikte İzmir’de Mübadele döneminden önce hatta 1800’lü yıllarda arap, arap akkuyruk ve kaplan desenli dönekler olduğu bunların Yunanistan’a gittiği ve tekrar dönüşlerinde Akbaş akkuyruk desenli dönekler olarak geri geldiği iddia edilmişti… İşte bu noktada ben de “Acaba İzmir’de daha önce var olan dönekler rahmetli Tahir Ağa’nın kaplanları olabilir mi? rahmetli Tahir ağa ve dedeleri İzmir’de 1800’lü yıllardan beri yaşıyor olabilir mi” diye tereddütte idim… Böyle olmadığını İzmir’li birkaç ustadan dinlemiştim… Onlar da bu kuşların Selanik’ten gelme olduklarını söylemişlerdi… Ancak rahmetli Tahir Ağa’yı amca diyecek kadar yakından tanıyan Emrullah Keskin usta’dan duyunca bu tereddütüm ortadan kalktı… Bu yüzden sevgili Emrullah usta’ya ve röportajı yapan arkadaşlara teşekkür ederim…

Röportaj da dikkatimi çeken başka bir husus: Emrullah usta’nın dolapçıdan bahsetmesidir. Dönek konusunda duayen kabul edilen ustanın ağzından dolapçı kelimesini duymak benim için önemlidir. Çünkü rahmetli Tahir Ağa’nın kaplanlarını da bilen bir ustanın, rahmetli Osman Komili’nin kaplanlarını görünce onları doğrudan dolapçıya benzetmesi çok önemlidir. Çünkü ustamızın her iki kuşu da birbirinden ayırabilecek kadar duayen olduğu tüm Türkiye tarafından kabul edilir. Yani Osman Komili’nin kuşlarının içinde dolapçılar görülmüştür. Ben şahsım adına bu tespiti de çok önemsiyorum… Bunun sebebini Emrullah ustamız çok yakın akraba eşlemelerine bağlamaktadır… Röportaja göre Osman Komili kuşları 1971-72 alıyor… ve yaklaşık 30 yıl sonra kuşlar dolapçıya dönüyorlar… Bu da aslında çok ciddi bir iddiadır… 30 ya da 40 yılda plaka dönüşü de yapan kaplanlar bu dönüşlerini bırakıp, dolapçı dönüşü yapmaya başlarlar mı? Bu soruyu genetikten, gen teknolojisinden biraz anlayan kişiler çok rahat cevaplayabilirler…. Konuyu açıklamak adına Urla’dan Yüncü Ali usta ile yaptığım sohbetten bir bölüm sunmak istiyorum… Yüncü ali usta eski yetiştiricilerden ve damızlıkçılardan… Zamanında kaplancı Tahir Ağa’nın kaplanlarından beslemiş… Şimdi ise yaklaşık 20 yıldan beri Şöfor Kazım ve Terzi Haşim kanalıyla gelen Rıza Bey’in kuşlarından besliyor… Vereceğim örnek güvercinlerden değil… vereceğim örnek güvercinlerin dışında olursa belki daha iyi anlaşılır ve insanlar daha ön yargısız okurlar… diye düşündüm.. Yüncü Ali Usta aynı zamanda keçi de besliyor ve ırklarını takip edecek kadar da konuya hakim… Onunla sohbetimiz de aşağıdaki konulara değindi…

Yüncü Ali Usta anlatıyor…

İsviçre’nin kabasına ait “Sanen keçileri” vardır… Dünya’nın süt miktarı olarak en sütlü keçisi sanen keçisidir. Bu keçinin rengi beyazdır. Bütün dünya bu keçiyi almış götürmüş… Kendi yöresindeki keçilerle melezlemiş… Yani bütün ülkeler kendi ırklarının süt verimini artırabilmek için Sanen keçisi ile kendi ırklarını kırmışlar… sonuçta çıkan meleze de herkes kendi adını vermiş… Mesela Almanlar almış, kendi yerel keçileri ile eşlemişler… Çıkan çapraza “Alman beyazı” demişler… Alman beyazı Aslında şekil olarak Sanen ama içinde “Togenburg” diye bir keçi var… Togenburg kullanılmış Appenzel (alman beyazı) diye bir keçi yapmışlar… Bu Alman beyazını bizimkiler İzmir Bornova’da bizim yerel ırklarımızla çaprazlıyorlar… bu çalışmalar Ege Üniversitesinde yapılıyor… Ben ve Belediye başkanı gittik… Bize yeni geliştirilen melezi hakkında hocalar bize brifing verdiler… Onların çalışmaları “Bornova keçisi” adı altında… benim gördüğüm kadarı ile Zubiyan (Amerikan orijinli), yerel maltız dediğimiz keçi, Alpin ve Alman Beyazı (Togenburg ve Sanen çaprazı)… Bunları çaprazlayarak yeni bir ırk yapmışlar… Genelde keçilerin rengi beyaza çalan krem ve beyaz… Boyunları sarı… Koltuk memeli… Bu Bornova keçilerinden besleyen bir arkadaşımda “togenburg” çıktı… Togenburgların gözlerinde bir akıtma vardır. Aynen o çıktı… Aşağıda Yüncü ali Ustanın anlattıklarını internetten bulduğum ırk resimleri ile anlatmaya çalıştım…

Resim

Şimdi buraya kadar her şey normal…. Yani bizim geliştirdiğimiz Bornova Keçisinin altından Togenburg benzeri keçilerin çıkmasını kimse yadırgamaz… Biraz genden anlayan da bunun böyle olabileceğini hemen anlar… Ancak birisi de “bunlardan Ankara Tiftik keçisi çıktı” dese kimse bunu kabul etmez…

Yine burada söylenebilecek sözlerden birisi de böyle bir yavrunun çıkma olasılığı oldukça düşüktür. Belki 1000’de 1, bekli de 10.000’de bir ya da daha fazla…

Gelelim konumuza… biz bugüne kadar bazıları saçma bulsa da, eldeki verileri, bilgi ve belgeleri topladık… ve bunları bir araya getirmeye çalıştık… ve bu arada konunun uzmanlarından da fikir danıştık ve danışmaya devam edeceğiz… bunlara saçma diyenler… önce bu bilgi ve belgelerin hangilerinin saçma olduğunu söylemeliler ve yazdığımız bilgi ve belgelerin alıntı yaptığımız makale ve kitapların saçma olduklarını ispat etmeliler… Konu çok uzun isteyenler tekrar okur ve saçma buldukları yerleri bize izah ederler… Bizim anlattıklarımız ne idi?

Anadolu’da Türkler tarafından getirilmiş güvercinler var…
Bu güvercinler Türklerin yoğun oldukları bölgelere taşınmış ve oralarda beslenmiş…
Bunlardan birisi de Dolapçıdır…
Bu kuşlar Avrupa’da 1400-1800’lü yıllar arasında değişiklik olmadan beslenmişler…
Daha sonra 1800’lü yıllarda İzmir Limanından gelen “Oriental roller” ile Balkanlarda bulunan mevcut kuşlar çaprazlanarak mükemmel ve efsanevi kuşlar geliştirilmiş… Bu kuşları da yine efsanevi Türk yetiştiricileri geliştirmişler…,

19. Yüzyılda balkanlardan çekilmeye başlamamızla birlikte bu kuşlar yine yetiştiricileri ile birlikte Anadolu’ya özellikler İzmir’e gelmişler…Bunu Necdet Yılmazerler usta da söylüyor… Emrullah Keskin usta da söylüyor… Yüncü Ali usta da söylüyor… bu listeyi daha uzatabiliriz… ve özellikle İzmir’e yerleşen bu ustalar ve torunları bu kuşların büyük bir kısmını günümüze kadar sağsalim getirmişler….

Yani balkanlardan gelen kuşların kanında Dolapçı vardır. Hatta yine yerli ırklarımızdan, Aydın yerlisi, Ödemiş yerlisi, kelebek, saya vardır…. Zaman zaman bu ırklara benzeyen kuşların çıkması gayet doğaldır… Ancak bu tür çıkan kuşların sayısı oldukça az olacaktır. Ayrıca dönekte istenmeyen özellikler olacağı için de bu kuşlar çoğu zaman yok edilecektir….

Bununla birlikte Emrullah usta’nın gördüğü durum ise çok büyük bir iddiadır.. Yani Dönek olan, plaka dönüşü yapabilen, limon kasası büyüklüğündeki kaplanların, dönüşü dolapçı gibi olacak ve boyutları da yine dolapçı gibi olacak… Bu nasıl olabilir diye kafa yorduğumda aklıma şu geliyor… Eğer Osman Komili usta kuşlarına hiç başka kan katmadı ise;

Bizim hep savunduğumuz, ustalarımızın da zaman zaman belirttikleri gibi… balkanalrdan gelen kuşlardan takla, oturma, makara, göbek üstü dönüş vb. bizim istemediğimiz, beğenmediğimiz ve bir dönek ya da dolapçıda istemediğimiz hareketler görülebiliyor… bu hareketler de daha önce izah ettiğimiz gibi Oriental roller’da görülebiliyor…. Eğer bu hareketi yapan kuşlar zaman içerisinde eğer imha edildi ve nesil bu şekilde ayıklandı ise geriye elimizde kalanın bu kuşların atalarından birisi olan Dolapçı’nın olması doğaldır… kardeş kardeşe eşlemelerde bu aslına dönme 30 sene gibi kısa bir sürede olur mu? Hatta dönek dönüşünün ön planda tutulduğu ve dolapçı dönüşünün sevilmediği bir ortamda gerçekleşe bilir mi? Bana sorarsanız zor… Bu ispat edilebilirse bizim tezimizi destekleyen en büyük veri olur… yani dolapçının genlerinin çok güçlü olduğunu ve 30 yıl kadarlık kısa bir sürede kuşların genelinde bunun hakim olabileceği görülür. ne yazıkki elimizde ne Tahir Ağa’nın kaplanlarından var… ne de Komili Osman’ın kaplanlarından…. Bunu tekrar deneme şansımız yok… ancak yine de Emrullah Keskin Usta gibi bir duayen bunu gördüğünü söylüyorsa doğrudur diyorum… Kendisi ile yüzyüze görüşmedim ancak onun nasıl bir yetiştirici olduğunu çok kişiden dinledim… Umarım birgün yüzyüze de görüşürüz…

Burada bir ekleme daha yapmak istiyorum. Dönek ustalarımız bunu gayet iyi bilirler. Eğer bir kümes 20-30 senedir soy takibi yapılan bir kümes ise… Bu kümeste çıkan hiç dönmeyen iki yavruyu alsak… birbirine eş etsek… ve ben desem ki bunların yavrusu dönüyor… Bu söylediğime “hayır olmaz” diyen olur mu? Ya da “ ben 20 senedir dolapçı ya da Saya besliyorum… benim kümesim de plaka veya tam nizamı göğüs dönüşü yapan dolapçılarım ve sayalarım çıkıyor” desem buna kim inanır…. Söylenecek tek şey “sen o kuşlara dönek kanı sokmuşsundur” olur. Yukarıdaki keçi örneğinde olduğu gibi Dolapçı, Saya, Aydın yerlisi vs. kuşları defalarca eşleseniz, bunlardan dönek çıkmaz… Çünkü kanlarında dönek kanı yoktur. Döndürmek istiyorsanız illaki bir dönek sokmanız lazım…. Aynen Emrullah Usta’nın Komili Osman’a dediği gibi…

Ayrıca rahmetli Osman Komili’nin kuşların hakkında daha önce bu forumlarda aşağıdaki bilgiler yer almıştı… bu bilgilerin de rahmetli Osman Komili’nin kuşlalarının nasıl değiştiği konusuna katkısı olacağını düşünüyorum…

İskender DAMGACI yazdı:(Osman Komili'nin de 70'li yıllarda İzmir üzerinden Denizli Dolapçıları edindiğini duymuştum)


Tahir SADAN yazdı:GERCEKTİR.


İskender DAMGACI yazdı:Söylendiğine göre kuşlarınıda Yugoslavya'dan veya yunanistan'dan getirmiş.


Tahir SADAN yazdı:YOK BÖYLE BİR şEY. AYVALIĞA KATİYEN YUGOSLAVYADAN YUNANİSTANDAN DOLAPÇI GİRMEDİ.


İskender DAMGACI yazdı:Kuşlar Ayvalık yöresinde ilgi çekmiş ve yaygınlaşmış hatta fabrikada çalışan bir bekçi vasıtasıyla ve başka yollarla geçtiğimiz yıllarda Isparta'ya girenleride olmuş.


Tahir SADAN yazdı:BENİM BİLDİğİM 1980-1990 ARASINDA ISPARTADAN GELEN BİRKAÇ CAMBAZ KUŞÇU GÜZEL PARALAR VERİP AYVALIğI İLİKLERİNE KADAR BOŞALTIP ISPARTAYA GÖTÜRDÜLER. PİYASADA ELDE HİÇ AYVALIK KUŞU KALMAYINCA SON OLARAK OSMAN AMCAMDAN ÇOK YÜKSEK FİATLARA BAYAĞI ALDILAR. VEFAATINDAN SONRA KALANLARI OĞLU İZMİR KUŞ PAZARINA SATILMAK ÜZERE GÖNDERMİşTİR.


BERGAMALI yazdı:Ramazan hocamin bu kuslar ayvalik balkanlar kökenli yazisida ve verdigi örneklerde dogrudur.Cünkü bildigim kadari ile Osman komili bulgaristan göcmenidir. Onun bildigi güvercin kültürüne göre de bu kuslari ve onlardan olanlari maddi gücünü kulanarak ayvaliga toplamistir.



3- viewtopic.php?f=123&t=1231
LEVENT SAKIZLIOGLU yazdı:KOMILI AILESI GIRIT ESRAFINDANDIR OSMAN KOMILI'DEN BASKA DA KUSLA ILGILENEN OLDUGUNU ZANNETMIYORUM..SIZIN DEDIGINIZ GIBI OSMAN AMCANIN KUSLARININ BIR KISMI IZMIR'DEN GELMIS OLABILIR..FAKAT BENIM DAYIM (PAMI MUSTAFA) 1923'TE MIDILLI'DEN AYVALIK'A GELDI...ANNEM 1933 DOGUMLU..ANNEM GOZUNU ACMIS BAHCEDE BU KAPLANLARDAN....1954 TE BABAM ILE EVLENMIS BAHCEDE KAPLAN KUMESI...BEN 1966 DA DOGDUM GOZUMU ACTIM BAHCEDE KAPLAN KUMESI...1973 TE BABAMIN IS YERINE GITMEYE BASLADIM KUSCU BEDRI'NIN KAPLAN KUMESI BABAMIN KAPLAN KUMESI YAN YANA VS. VS. VS....
O ZAMANLAR AYVALIK'TA OSMAN KOMILI'NIN KUSLARI MESHURDU AMA AVUKAT REMZI BEYIN KUSLARIDA ONDAN 30 SENE ONCE MESHURDU..AYAKKABICI ALI AMCANIN KUSLARI MESHURDU..MERAL AMCANIN KUSLARIDA MESHURDU..KADAVUN HUSNU'NUN KUSLARIDA MESHURDU.MERCAN ABINI KUSLARIDA MESHURDU..KAHVECI MENTO'NUN KUSLARIDA MESHURDU...VS. VS. VS..


Ramazan TABUKTEKİN yazdı:Ayvalık arapları o yörenin orjinal kuşlarıdır dışardan kuş girmediği için de diğer kuşlarla dönüşlerinin farklı olması normaldir.



Sonuç olarak şunu söylüyeyim… Eğer dolapçı döneğin bozması olsaydı… İllaki bir yavrusu plaka vb. dönüşü yapacaktı… yapmaz… yapamaz… zaten biz bunu beklemiyoruz ve istemiyoruz…

Ancak bizim teorimize göre de dönekten dolapçı çıkabilir. Bunu da Emrullah Usta yaklaşık 30 yıllık gözlemlerine dayanarak söylüyor… Bunu biz bu yazmış veya söylemiş olsaydık… Yazılacaklar ve söylenilecekleri tahmin bile edemiyorum… ancak bunlar emrullah ustanın ağzından çıkınca umarım arkadaşlar kabul ederler… ve yine umarım Emrullah Usta’nın arkasından da yazıp, söylemeye başlamazlar… Çünkü bugüne kadar işlerine gelmeyen bir şey söyleyen olduğunda o kişinin “ne söylemeye çalıştığını anlamak yerine, o adam hakkında söylemediklerini bırakmadılar… adamların ne delilikleri kaldı, ne hırsızlıkları ne de adam olmadıkları…

Tekrardan bu röportaj için Emrullah ustaya ve Röportajı yapanlara teşekkür ederim… Emrullah Usta'nın anlattıkları bir kez daha bizim yazdıklarımızın doğru olduğunu gösterdi... Ülkemizdeki dönücü ırkların tarihine ışık tutacak bu tür çalışmalara çok ciddi ihtiyacımız var… Emeklerine sağlık….

Saygı ve Sevgilerimle

Hayri ÜN ‘Denizli
Sevgi ve saygılarımla
Hayri ÜN ' Denizli http://www.hun.guvercinevi.com
Resim
Kullanıcı avatarı
Hayri ÜN
Aktif Üye
 
Mesajlar: 181
Kayıt: 13 Mar 2006 14:54
Konum: Denizli
Irklar: Dolapçı, Denizli Bangosu (Azman), Tokur
Doğum Tarihi: 21 Eyl 1973

Re: ..:: DOLAPÇI ve 9 KUSURLU HAREKET ::..

Mesajgönderen böğüalp » 21 Eyl 2009 17:29

Anadolu’da Türkler tarafından getirilmiş güvercinler var…
Bu güvercinler Türklerin yoğun oldukları bölgelere taşınmış ve oralarda beslenmiş…
Bunlardan birisi de Dolapçıdır…
Bu kuşlar Avrupa’da 1400-1800’lü yıllar arasında değişiklik olmadan beslenmişler…
Daha sonra 1800’lü yıllarda İzmir Limanından gelen “Oriental roller” ile Balkanlarda bulunan mevcut kuşlar çaprazlanarak mükemmel ve efsanevi kuşlar geliştirilmiş… Bu kuşları da yine efsanevi Türk yetiştiricileri geliştirmişler


Hayri Bey merhabalar,Kafamı kurcalayan birkaç soru var izninizle sorayım.....Elimizde bügünkü Dolapçıların 1400-1800 lü yıllar arasında var olduğunu gösteren yazılı bir kayıt varmı,yoksa yazdıklarınız sadece tahminmi ?Varsa Özelikleri bugünkü kuşlarla aynımıydı, Bu kuşlara o tarihlerdede Dolapçımı deniyordu?

Teşekkür ederim

Onur
Şahin kocasa da vermez avını...Aslı kurt yavrusu yine kurt olur.
Kullanıcı avatarı
böğüalp
Deneyimli Üye
 
Mesajlar: 70
Kayıt: 18 Ara 2005 23:57
Konum: Didim
Irklar: Saya,Dönek
Doğum Tarihi: 07 May 1982

Re: ..:: DOLAPÇI ve 9 KUSURLU HAREKET ::..

Mesajgönderen Hayri ÜN » 22 Eyl 2009 12:04

böğüalp yazdı:
Hayri Bey merhabalar,Kafamı kurcalayan birkaç soru var izninizle sorayım.....Elimizde bügünkü Dolapçıların 1400-1800 lü yıllar arasında var olduğunu gösteren yazılı bir kayıt varmı,yoksa yazdıklarınız sadece tahminmi ?Varsa Özelikleri bugünkü kuşlarla aynımıydı, Bu kuşlara o tarihlerdede Dolapçımı deniyordu?

Teşekkür ederim

Onur



Sevgili Onur Bey,

Öncelikle soruna doğrudan cevap vereyim… “Şu ana kadar bizim gördüğümüz, yazılı bir belgede “dolapçı” nın doğrudan ismi yok. Yani şu ana ulaşabildiğimiz dolapçıyı ele alarak, onun özelliklerini anlatan yazılı bir belge yok… aslında hiçbir güvercin ırkı için böyle bir yazılı belge yok.. Ancak bu olmadığı anlamına gelmez. İnternete düşen sadece senin de yazdığın gibi evliya Çelebinin seyahatnamesinde geçen bazı güvercin ırklarının isimleri var… Orada da gördüğüm kadarı ile Dolapçı ismi yok… Olsaydı bu bizim çalışmalarımızı destekleyen çok önemli bir kaynak olurdu. Ancak takdir edersin ki bu da tek başına dolapçı ırkı veya Denizli’de güvercin yetiştiriciliği tarihini açıklayan bir belge olamaz… Çünkü orada sadece isimler var… kuşların özellikleri vs. yok...

Biz bu başlık altında bazı bilgilere ulaşmaya ve onları derlemeye çalıştık… Ancak bunlar senin yukarıda yazdığın gibi “sadece tahminden ibaret değil”… Bizce ulaştığımız onca belge ve bilgiden sonra çıkarılan sonuçtur. Senin de okumuş olman lazım… Bu yazdıklarımızı normal kitap sayfası haline getirdiğinde neredeyse 100 sayfayı buluyor.. Bu yüzden de zannederim bazı bilgiler kaçırılıyor.. Dilersen senin sorun için bazı bilgileri buraya tekrar yazayım…

Bu konuda Arkeoloji ve Sanat Tarihi konularında uzman Van Yüzüncü yıl Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Sayın Osman AYTEKİN ile görüşmemizi tekrar okumanı tavsiye ederim… Osman Bey şu aşağıdaki konuların altını çizmişti…

“Osman Bey’e “Güvercin yetiştiriciliğinde bana göre çok ileriye gitmiş ecdadımızın yazılı kayıtları hakkında bilgisinin olup olmadığını” sordum. Ona hükümdarlar tarafından geliştirilen Selçuklu ve Hünkari ırklarından bahsettim. Çünkü bana göre bu kadar nadide ve mükemmel ırkları yetiştiren ecdadımızın bunu kayıt altına almamaları mümkün olamazdı. Sayın Aytekin “ne yazıkki şu anda sanat tarihi ve arkeoloji alanlarında özellikle Selçuklu ve Osmanlı kültür ve sanatı hakkında derinlemesine araştırma yapılmadığından” bahsetti.

Ona “Bu tür konularda bilgilere nasıl ulaşabiliriz?” diye sormuştum… O da konunun “yazılı” ve “Folklorik” kültür olarak ikiye ayrıldığını söylemişti…

Yazılı kültürde yazılı belgelere ulaşıldığında çok fazla problem olmadan konuların incelebildiğinden bahsetti. Ancak folklorik kültürün yazılı olmaması ve nesillerden nesillere sözle ve yaşanarak aktarılmasından dolayı çok net olmadığını söyledi.

Folklorik kültürün belirlenebilmesi için, yüzyıllardır o bölgede hiç değişmeden ya da ufak değişikliklerle var olması gerektiğini ayrıca arkeolojik verilerle de desteklenmesi gerektiğini belirtti. Bazen de folklorik kültürlerdeki ( kullanılan sözler, terimler oynanan oyunlar, giyim tarzları vb.) benzerliklerden yola çıkılarak kültürlerin etkileşimini ortaya koyabiliriz ve bir kültürün nereden nereye aktarıldığını kanıtlayabiliriz dedi.

Folklorik kültür oluşurken din, inanç, milli unsurlar vb. etkili olabileceğini, bazen din ve milliyet değişse bile o kültürün değişmeyebileceğinden söz etti. Hatta bununla ilgili araştırma yaptığı Van kalesinden bir örnek verdi:



Devamını ilgili sayfadan okuyabilirsin…

Ayrıca bu konunun başlarında “Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erman Artun’un makalesinde açıkladığı hususların açıklayıcı olacağına inanıyorum.” Yazmıştım…

Prof. Dr. Erman Artun da “

“Türk halk kültürü, yüzyılların deneyimlerinden süzülerek biçimlenmiş kuşaktan kuşağa aktarılan bir değerler bütünüdür. Halk kültürü ürünleriyle yaşadıkları yöre arasında bir bağ vardır. Bu ürünlerin şekillenmesinde tarihi ve kültürel mirasın önemli bir rolü vardır. Gelenekler, içinde bulundukları çevrenin sosyo-ekonomik durumuna göre davranış kalıpları geliştirirler. Kendine özgü bir halk kültürü olan Balkanlar, Türklerin gelip yerleşmesiyle bir kültürleşme sürecine girmiştir. Bu etkileşim günümüzde de sürmektedir. “

“Romen tarihçisi Beldiceanu günümüzde hala Türk kültürü damgasının yaşadığını şöyle anlatmıştır (Koloğlu,1999:7). “.......Gelenekler ve Osmanlı söz hazinesi halklarının dillerinde yaşamağa devam ediyor. Arnavutlar, Bulgarlar, Yunanlılar, Makedonyalılar, Boşnaklar, Sırplar ve Romenlerin miras aldıkları bu hazineye bir göz atılırsa Osmanlı uygarlığının ne derece kendini kabul ettirmeyi becerdiği ve Balkanlardaki yaşamın bazı yönlerini şekillendirdiği fark edilir. Bir evin mobilyası, oda eşyası, giyim, yiyecek ve kent çevresine ait en az iki yüz kelimenin Türkçe olması anlamlıdır”. Yazarın bu değerlendirmeyi izleyen yargısı ise daha da önemlidir. Yazar, “Doğu Avrupa halkları üzerine vurulan bu damga, Balkanlarda yeni bir kent uygarlığının ilk temellerini Türklerin attığını ve bu roldeki önemlerini iyi yansıtmaktadır (Hafız,1985:5-10). Sırp araştırmacı Milan Vasic de işin Hıristiyan çocuklara Türk ismi vermeğe kadar vardığını, iki kültürün birbirini etkilemesi sonucu tam bir ahengin yaratıldığını belirtiyor (Koloğlu,1999:7).”

“Bugün Balkanlarda tekerlemeler, masallar, halk hikayeleri, bilmeceler, atasözü ve deyimler türküler, maniler (martifal) ninniler, ağıtlar vb. yaşamaktadır. Bir çok Türk atasözü Balkan dillerine çevrilmiş ve kullanılmaktadır. Bir çok Türk türkü ezgisini Balkan şarkılarında görüyoruz. Balkanlarda Türk kültürünün yöre halkına ne denli etki ettiğinin en açık göstergesi ise onların dillerine girmiş Türkçe kelimelerdir. Sırpça-Hırvatça’ya yedi bin, Makedonca’ya yedi sekiz bin, Bulgarca’ya beş bin, Rumca’ya üç bin, Arnavutça’ya sekiz bin, Macarca ve Romence’ye de çok sayıda Türkçe kelime girmiştir (Genç,1998:2).”


Prof. Dr. Sayın Erman Artun makalesinde Edebiyat açısından Balkanlardaki Türk varlığı üzerinde çalışmıştır. Bununla birlikte Balkanlarda güvercin yetiştiricilerinin de Türk isimlerini kullanıyor olmaları Balkanlar’da Türk etkilerini desteklemektedir. Ayrıca balkanlarda kullanılan güvercin renklendirme terimlerinin Denizli’de kullanılanlar ile aynı olması da bu kuşların Denizli ve yöresinden giden Türk aileleri tarafından o bölgelere götürüldüğünü göstermektedir.

Ayrıca “Bora Vasic”’in kitabına giren “ladika” sözcüğü bile Balkanlara giden güvercinlerin 1200-1400’lü yıllar arasında Denizli’de kurulan “Ladik Beyliği”nden geldiğini ispat etmektedir…

Bununla birlikte Denizli ve yakın çevresinde dolapçı ve Dolapçın vb. isimlerle anılması Dolapçının yörede yaygın olduğunu göstermektedir…

Dediğim gibi konu hakkında ulaştığımız bilgi ve belgelerin bir kısmı bu başlık altında paylaşılmaktadır… Öncelikle bunların okunması gerekmektedir…

Ben kesinlikle ecdadımızın bu konuda yazılı belgeler bıraktığına inanıyorum. Özellikle Selçukluların tarihi incelendiğinde sanat ve kültür de çok ileri olduklarını özellikle bıraktıkları eserlerden görebilmekteyiz. Bu kadar güzel eserler bırakmış kişilerin bunları kayıt altına almamaları düşünülemez. Bu konuda aslında bizim torunlar olarak vefasızlığımızın yanında son yüzyılda biz Türkleri sadece göçebe çadır eşrafı olarak gösterme gayretinin olduğuna inanıyorum. Çünkü özellikle bizim tarihimiz derinlemesine araştırılmıyor. Ancak bizansa ait ne kadar eser varsa en ince ayrıntısına kadar ortaya çıkarılıyor. Ayrıca savaşlar sırasında yakılıp yıkılan kütüphaneler de yazılı belgelere ulaşılmasını zorlaştırıyor. Bunlardan birini de bildiğiniz gibi Timur Anadolu’ya girdiğinde yapmıştır.

Yukarıda saydığım sebeplerden dolayı Güvercinlerimiz ile ilgili şu ana kadar çok net yazılı bilgilere ulaşabildiğimiz söylenemez. Ancak toplumların tarihlerinde bir yazılı kültür vardır. Bir de folklorik kültür vardır. Folklorik kültüre bir takım veriler ve izlerden yola çıkarak ulaşabilirsiniz. Bunlar arkeolojik veriler, bugün içerişinde o günlerden kalan sözler, hareketler vb. bunları bir araya getirir ve mantıklı bir sonuca ulaşırsınız. Biz de o kriterler ile olayın bütününü görmeye çalışıyoruz.

Ne yazık ki benim uzmanlık alanım “tarih” değil… Bu yüzden de bu konuda çok fazla araştırma yapma şansım yok… ancak yine de çalışmaları bırakacak değiliz…“Tarihçiler” ve “Türkologlarla” görüşmelerimiz devam ediyor… Onların ilgilerini bu konulara çekmek de hiç kolay olmuyor… “ne işiniz var… güvercinlerle” dediler mi tüm isteğiniz bir anda bitebiliyor.. Ancak yılmak yok… Şu anda bazı tarihçilerimizin ilgisini çekmeyi başardık… Büyük bir ihtimalle yakında konu hakkında “yüksek lisans, doktora tezleri” yapılmaya başlanacak… O zaman çok ciddi yazılı belgeler ve ispatlar ortaya çıkacaktır… ancak ilgilenmeyen tarihçilere bile şunu söyletmeyi başardık…

“tamam siz haklısınız, yazılı belge olmalı… Biz bugüne kadar belgeleri incelerken “Güvercine” bakmadık… bakılırsa zannederim çıkar…”

Ayrıca Doç. Dr. Turgut Tok hocam’a “biz dernek olarak biraz da amatörce bunları bir araya getirdik, siz bunları daha bilimsel hale getirirsiniz” dediğimiz de…

“Hayır, hayır… siz epey bir yol almışsınız… Çok ciddi belgelere ulaşmışsınız… Konuyu bir sistematik içerisinde anlaşılır hale getirmişsiniz… Bundan sonrası daha kolay olur”

Dedi ve bizi bir daha ümitlendirdi… biz bu konuda doğru yolda olduğumuza inanıyoruz… Tabiî ki eksiklerimiz ve hatalarımız olabilir. Bunları da konunun uzmanları ile gidermeye çalışacağız…

Son olarak şunu söyleyeyim.. Önemli olan sadece bir veri üzerinden konuya bakmak değil… Konunun bütününü oluşturan parçaları yerine koyabilmek ve konunun bütününü doğru değerlendirebilmektir…

Buraya kadar yazdıklarımı senin anlayabileceğini düşünüyorum… eğitim ve kültür seviyenin de uygun olduğunu zannediyorum… en azından foruma koyduğun fotoğrafından kültürlü ve zeki birisi olduğunu düşünüyorum… bazen bu kadar yazı yazıyorum… zannediyorum bazıları yazılanları ve diğer hocalarımızın yazdıklarını makalelerden ve kitaplardan alıntı yaptığımız yerleri anlayamıyorlar… Ya da anlamak istemiyorlar... Bu kadar bilgiyi kafalarında bir araya getiremiyorlar… Ya da bir araya getirmek istemiyorlar...Sonra da onlara bu yazılanlar saçma sapan gelebiliyor… Bu kadar yazılanlardan sonra “bak işte yazılı belgelerde dolapçı ismi yokmuş… Onların anlattıklarının hepsi hikaye…” diyebiliyorlar…Umarım sen de böyle bir şey olmaz… Yine de anlamadığın kafana takılan bir şey olursa sorabilirsin…

Sevgi ve Saygılarımla

Hayri ÜN ‘ Denizli
Sevgi ve saygılarımla
Hayri ÜN ' Denizli http://www.hun.guvercinevi.com
Resim
Kullanıcı avatarı
Hayri ÜN
Aktif Üye
 
Mesajlar: 181
Kayıt: 13 Mar 2006 14:54
Konum: Denizli
Irklar: Dolapçı, Denizli Bangosu (Azman), Tokur
Doğum Tarihi: 21 Eyl 1973

Re: ..:: DOLAPÇI ve 9 KUSURLU HAREKET ::..

Mesajgönderen Hayri ÜN » 22 Eyl 2009 17:00

Sevgili Onur,

Tekrar selamlar,

Bir önceki yazım epey uzun olunca evliya çelebiden vereceğim örneği koymayı unutmuşum... bu yazıyı sen de daha önce alıntı yapmışsın... Oradaki güvercin isimlerinni arasında "Şeber" tanımlaması bizim denizli'de Dolapçılar için kullandığımız bir isimlendirmedir... bu isimlendirme diğer illerimizde de kullanılmaz... Eğer yazılı belge olarak kabul ederrsen böyle bir yazılı belge şu anda var...

böğüalp yazdı: Evliya Çelebi Seyahatnâmesi--- İstanbul Kuşbazları

Kuşbazlar Esnafı: Dükkan 50,nefarat 600,bunların piri yoktur.Bunların hakkında atalar ‘Kuşbazı kumarbazı,onları katleden gazi’ demişler.Bir alay uğursuz kavimdir,ama İstanbul çelebilerinin mirasyedileri anası altından elli kuruşa yumurtasını alıp kendi güvercini altına koyup yavru çıkarırca sürüsüyle göklere çıkıp havadan zemine inince takla ata ata yere düşüp bazısı ölür.
Bu tür taklabaz,pal,şeber,cevizi,şami,mısri,bağdadi,münakkat,alara,martalos,demkeş,saya,talazlı,pelenk,çibar,şeber,kızıl ala,darkıl ala,kara ala,tekir ala,çakır ala,habar ala,sade kut, taçlı kut ve çakşırlı kut bu kadar güvercinler besleyip kar ederler.


Turgay Abi Selamlar ; Evliya Çelebinin Seyahatnamesinde İstanbulda da bu kuşlara Saya dendiği anlaşılıyor sonradan Ege bölgesi dışında Kelebek denmeye başlanmış.Bu ırkımızın orjinal adı Saya dır.İnternetle tanışıncaya kadar bende Kelebek dendiğini duymamıştım..

Standartla ilgili fikrinize katılıyorum renk tarifine fazla girmeden standarttan çok yarışma tüzükleri örnek alınırsa daha faydalı olur.

Saygılar

Onur


Sevgi ve Saygılarımla

Hayri ÜN ' Denizli
Sevgi ve saygılarımla
Hayri ÜN ' Denizli http://www.hun.guvercinevi.com
Resim
Kullanıcı avatarı
Hayri ÜN
Aktif Üye
 
Mesajlar: 181
Kayıt: 13 Mar 2006 14:54
Konum: Denizli
Irklar: Dolapçı, Denizli Bangosu (Azman), Tokur
Doğum Tarihi: 21 Eyl 1973

Re: ..:: DOLAPÇI ve 9 KUSURLU HAREKET ::..

Mesajgönderen Niyazi Ertürk » 22 Eyl 2009 21:40

Merhaba,

Her ne kadar KESKİN USTA'nın video görüntülerini Hayri Arkadaşımız metin haline getirmiş olsa da herkesin bu harika videoyu seyretmesini öneririm. Bir kere Keskin Usta inanılmaz güzel anlatımıyla bizlere çok önemli bilgiler veriyor. 3 dakika 27 saniyelik bu videoyu inanın 10 defa seyrettim ve daha da seyredeceğim kesin. Keskin Ustanın ifadelerindeki içtenlik, yetiştiriciliğe yaklaşımı, insanlara bakış açısı ve bilgisini paylaşırken heyecanlanışı bence bir Dolapçı'nın grup halindeki performansını seyretmek kadar keyifli. Keskin Usta bu videoda bana göre mükemmel bir insanlık dersi de vermekte. Günümüzde olmayacak kadar üst düzeyde bir beyefendilikle bahsettiği kişilerle ilgili asla küçümseyici değil tam tersi onların camia için önemli şahıslar olduğunu söylüyor bizlere. Allah Uzun Ömürler Versin Keskin Ustamıza ! Bu videoyu seyrettim de bir düşündüm : Demek ki efsane olmak için bu şekilde davranmak gerekiyor diye ! Bir gün mutlaka İzmir'e Keskin Ustaya ziyaret etmemiz gerektiğini de düşünüyorum. Ben onunla yüz yüze sabahtan akşama kadar Dönekler, Dolapçılar, Sayalar ve diğer ırklarla eski yıllardaki yetiştiricilerle ilgili sohbet etmek çok yerinde olacak bence.

Bu videonun ortaya çıkarılışı ile ilgili de kimseye bir teşekkür etmek istemiyorum. Çünkü bana göre bu videonun yayınlanmasındaki niyet kötü. Birilerinin derdi Dolapçıların küçültülmesi ve ne hikmetse bir türlü Dolapçıları alaşağı edemiyorlar. Edemeyecekler de. Ben Keskin Usta'nın Kaplanların iç içe girmesi sonucunda Dolapçılar çıktı ifadesini 8 yaşındaki oğlum Tuna dahil 5-6 arkdaşıma da aktardım ve bunun nasıl olacağını sordum. Oğlum Tuna dedi ki : Demek ki Annesi veya Babası Dolapçıymış bunların ! Bu doğru cevap bana 100 Liraya patladı ama helal hoş olsun. Diğer arkadaşlarımın söylediklerini de eklemek isterim. Bir tanesi : "Kuş içindeki özelliği kusmuş." Bir diğeri : "Zamanında Kosova'ya gönderilen Dolapçı'lardan bir kan girişi olmuş demek ki." Bir diğeri : "Kanında Dolapçı olmasaydı çıkmazdı." şeklinde değerlendirme yaptılar. Evet bence de bir güvercin sürekli birbiriyle eş edildiğinde mutlaka atalarındaki özelliklere daha yakın yavrular vermeye başlayacaklardır. Ya da uçma isteği olmayan (ağır kanlı), özürlü, yavrular çıkacaktır. Bizim buradaki Dolapçılarımızda (hangi renkten olursa olsun) dönek stilinde dönüş yapan yavrular daha çıkmamıştır. Demek ki Dönek kanı yoktur. Bazı sivri zekalıların yaptıkları Dönek-Dolapçı eşlemeleri ise birkaç ağız yavrusunu aldığınızda kabak gibi ortaya serilmektedir. Bir türlü anlatamadık bu olayı ya tekrar edelim yine de. Dolapçıyı veya Döneği havada değerlendirir ve havada eş edersiniz. Şimdi bu lafıma da birileri sazanlık yapacak : Havada eşleme nasıl oluyor yahu diye ama neyse.

Bir de bu Ayvalık Kaplanları diye zamanında yutturulan güvercinlerin aslında Selanik Kökenli güvercinler olduğunun da teyit edilmesi hoş bir durum. Yok böyle bir şey ve artık anlaşıldı durum. Biz çok anlattık ama dinletemedik. Birisi zamanında kendince Dolapçıların Döneklerin bozuk olanları olduğundan bahisle çok güvendiğimiz Dolapçı meraklısı arkadaşlarımızdan bazılarının aklını çelmiş ve Dolapçıların Düz Döneklerin Kolu olduğunu yaymaya çalışmıştı. Yok efendim Beyaz ve Yamalı Dolapçılar Dönekler ile Benli-Bıyıklı Irkının çaprazlanmasıyla elde edilmiş gibi safsatalar da duyduk zamanında. Ama bakıyoruz Keskin Usta Ayvalık'taki Kaplanların İzmir'den geçme Selaniklar olduğunu söylüyor. İlginç geldi bana.
Resim
Resim
Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
Niyazi Ertürk
Destek Ekibi Üyesi
 
Mesajlar: 1486
Kayıt: 26 Eki 2003 18:50
Konum: Denizli
Irklar: Dolapçı, Denizli Bangosu (Azman)
Doğum Tarihi: 08 Haz 1965

Re: ..:: DOLAPÇI ve 9 KUSURLU HAREKET ::..

Mesajgönderen böğüalp » 22 Eyl 2009 22:10

Hayri bey cevab için teşekkür ederim ;Ben şahsen hiç bir ırkımızın bundan 300-400 sene önce bu formlarda(renk,oyun) var olduğuna inanmıyorum.İsim olarak olabilir !!.Yetişticiler mutlaka renk ve oyunu güzelleştirmek için başka ırklarla melezlemeye gitmiştir diye düşünüyorum !!!


Şeber bir renk tarifi için kullandığınız bir isimlendirmemi yoksa Dolapçı için genel olarak kullanılıyormu _?

Tekrar teşekkür ederim

Onur
Şahin kocasa da vermez avını...Aslı kurt yavrusu yine kurt olur.
Kullanıcı avatarı
böğüalp
Deneyimli Üye
 
Mesajlar: 70
Kayıt: 18 Ara 2005 23:57
Konum: Didim
Irklar: Saya,Dönek
Doğum Tarihi: 07 May 1982

Re: ..:: DOLAPÇI ve 9 KUSURLU HAREKET ::..

Mesajgönderen Hayri ÜN » 23 Eyl 2009 0:00

Sevgili Onur,

Şeber (şebere) bizim dolapçıda kullandığımız renk tanımlamasıdır...

böğüalp yazdı:Ben şahsen hiç bir ırkımızın bundan 300-400 sene önce bu formlarda(renk,oyun) var olduğuna inanmıyorum.İsim olarak olabilir !!.Yetişticiler mutlaka renk ve oyunu güzelleştirmek için başka ırklarla melezlemeye gitmiştir diye düşünüyorum !!!
Onur


Yukarıdaki düşünceni "Bora vasic", Darwin, Teddy Hull ve diğerleri de söylüyor... ancak bu çaprazlamayı 1800'lü yıllardan sonra Anadolu'dan 1400'lü yıllarda gelen güvercinlerle, 1800'lü yıllarda gelen Oriental Roller ile yaptık diyorlar...

Bu konu hakkında benim bir fikrim daha var... Güvercin ırklarının gelişimi adına büyük ıslah ve genetik çalışmalar selçuklular döneminde de yapılmıştır. Yani 1000'li yıllar... Bunu selçukluların hüküm sürdüğü nerdeyse her bölgede farklı ırkların geliştirilmiş olmasından rahatlıkla anlayabiliyoruz...

Eğer bu kuşların milyonlarca yıl öncesini soruyorsan bu konuda çok ciddi bir bilgimiz yok... Bizim bilgilerimiz bu kuşların Anadolu'ya getirilmesi ile başlıyor... Bu kuşlar Orta Asya ve Mezapotamya'da nasıl vardı? Selçukluların bu konuda katkılara nelerdir? Selçuklu türkleri bu kuşları çaprazlayarak mı geliştirdiler? yoksa benzer olanları ayıklayarak mı ırk haline getirdiler? şu anda bunların cevaplarını bulmak biraz zor görünüyor... Ancak gerçek olan bu kuşların türkmenler ile bile hareket ettikleri ve taşındıklarıdır... Dolapçı da... saya da... aydın yerlisi, Isparta-Burdur oynağı da bu şekilde yerel bölgelerine getirilmişlerdir... Bu bölgeler de o zamanlar (1400-1900) çok giriş çıkışın olmaması nedenleri ile orjinal formları ile korunmuşlardır... Ancak 1900'lü yıllardan sonra farklı kuşlar gelmiştir... Bu kuşları da mevcut kuşlarından eski ustalar kesinlikle ayırmışlardır...

Bundan 300-400 sene önce bu formlarda kuş yoktu... Sonradan geliştirdiler... diyorsun... Peki eşledikleri kuşları nerelerden getirdiler... Niye ellerinde oyunlu kuşlar olmasın? O melezledikleri kuşları nereden getirdiler?.. Oysaki Bora vasic bile Anadolu'dan gelen kuşlar 1400-1800 yıllar arasında hiçbir değişiklik olmadan beslenmiştir diyor... Ayrıca senin söylediğini kitabında:

"Güvercinlerin çoğalması ile birlikte yetişticilerin de sayılarının artmıştır. Bununla birlikte özel ve daha çekici güvercinlerin geliştirilmesine olan istek kendiliğinden artmıştır.Bu sabırlı çalışmanın temel vizyonu mevcut güvercinlerde yeni karakteristik özelliklerin elde edilmesidir. Bu yeni karakteristik özelliklerin en önemlileri özel dönüş Stilleri ve dış görünüş (estetik) olmuştur." şekline söylüyor...

Wendel Levi de "The pigeon" adlı kitabında:

"İnsanlık güvercinleri yüzyıllardan beri beslemektedir. Çok fazla mutasyonlar sonucunda bugün sahip olduğumuz değişik ırklar, Türkiye’den başlayarak, İran’ı ve ege denizi çevresinde Mısırı da içine alan çok eski çağlardaki orta doğu ülkelerin çevreleyen bölgeden orijin almışlardır. Wendel Levi: “ Biz bugün biliyoruz ki evcil güvercinler medeniyetlerle beraber olmuşlardır ve doğu ülkeleri bu üretimin beşiği olmuşlardır. Sıradan olmayan (özellikleri olan) evcil güvercinlerin Almanya, Fransa, İngiltere veya Amerika topraklarında yer aldıklarına dair herhangi bir kayıt yoktur. Bu ülkelerdeki güvercinler eski zamanlarda, İran, Hindistan, Türkiye ve Asya ülkelerinden getirilmişlerdir. Günümüzün batıya ait olan soyları, vahşi güvercinlerden üretilme değil fakat doğudan daha önce getirilmiş ırklardandır.” (levi, The Pigeon, 1941, 1963, Böl. 47)

ifadelerini kullanıyor...

Yurtdışından yabancılar bile bu ifadeleri kullanırken yani bu kuşların kaynağının biz de olduğunu söylerken seni tereddüde atan nedir?

Şimdiye kadar ben cevapladım sen de aşağıdaki soruları cevaplayabilirsen sevinirim... Yoksa bir söz söylemiş oluyorsun ve kendine göre bir iddia ortaya atıyorsun bundan dolayı da forumu okuyanların kafasında soru işaretleri kalabiliyor...

1. Daha önce Türkmenlerin besledikleri güvercinler nelerdi? Oyun ve renk olarak neye benziyorlardı?
2. Melezlemede kullandıkları kuşları nerelerden getirdiler?
3. Ellerinde neden oyunlu ve değişik renklere sahip kuşlar yoktu?
4. Taklacı ırkı, Saya (kelebek) ırkı, Dolapçı ırkı güvercinler de yeni geliştirilen ırklara dahil mi?
5. Bu geliştirme faaliyetlerini kimler yapmıştır?...

Sevgi ve Saygılarımla

Hayri ÜN ' Denizli
Sevgi ve saygılarımla
Hayri ÜN ' Denizli http://www.hun.guvercinevi.com
Resim
Kullanıcı avatarı
Hayri ÜN
Aktif Üye
 
Mesajlar: 181
Kayıt: 13 Mar 2006 14:54
Konum: Denizli
Irklar: Dolapçı, Denizli Bangosu (Azman), Tokur
Doğum Tarihi: 21 Eyl 1973

Re: ..:: DOLAPÇI ve 9 KUSURLU HAREKET ::..

Mesajgönderen böğüalp » 23 Eyl 2009 1:20

Hayri bey tekrar merhabalar,

Şebere sayalardada kullanılan bir deyim Arap sazlılara eskiler Şebere derler.300-400 sene önce bugünkü formlarından farklı oldularını düşünüyorum derken; Günümüzde nasıl renk veya oyun için yetişticiler başka ırklarla melezleme yapıyorlarsa..(Dönek x Paçalı Dönek ,Dolapçı x Malum kuşlar... vb) 300-400 sene önceden günümüze, oyun kuşlarının birbirleriyle melezlenmediğini düşünmek bana fazla iyimserlik gibi geliyor.Gümümüzdeki Sayalar ,Dolapçılar,... 300-400 sene önceki atalarıyla renk ve oyun olarak ne kadar benzeşiyor olabilir ? Söylemek istediğim buydu. Sizde (1400-1900) Beslendikleri bölgelerde çok giriş çıkışın olmaması nedeni ile orjinal formları ile korunmuşlardır demişsiniz.İşallah forumu okuyanların kafasını karıştırmamışımdır. Ben yanılmışım zaman ayırıp cevapladığınız için teşekkür ederim .
Şahin kocasa da vermez avını...Aslı kurt yavrusu yine kurt olur.
Kullanıcı avatarı
böğüalp
Deneyimli Üye
 
Mesajlar: 70
Kayıt: 18 Ara 2005 23:57
Konum: Didim
Irklar: Saya,Dönek
Doğum Tarihi: 07 May 1982

Re: ..:: DOLAPÇI ve 9 KUSURLU HAREKET ::..

Mesajgönderen Hayri ÜN » 23 Eyl 2009 16:59

Sevgili Onur,

"Yanılmışım" deme büyüklüğünü gösterebildiğin için seni tebrik ederim...

Aslında konu yanılma veya doğru olma değil...Aslında konu doğruları araştırma ve bulmadır...

Ayrıca "Şebere" tanımlaması için katkına teşekkür ederim... Denizli’de de benzer ifadeler kullanıyoruz… Bizdekiler de kuyruklarında beyazlıklar olur…Zaten bu şekilde bilgiler bir şekil alıp doğrulara yaklaşılacak...

Bu arada şunu da belirteyim... Biz Saya (Kelebek), Dolapçı, Aydın yerlisi, ödemiş yerlisi, Isparta-Burdur Oynağının aynı dönemlerde bu bölgede beslendiklerini söylüyoruz... Bunların ortak özelliği de dolap almaları ve 9 kusurlu hareket göstermemeleridir... Eski yetiştiriciler ile görüşüldüğünde hala bu şekilde söylenmektedir...

Bu kuşlar ile ilgili bir bilgiyi daha belirteyim... Manisa'da eski ustalar ile görüşürken onların içinde de Sayaların oyunu için "dolap almak" tabirini duyarsın... Bunu Forumda bulunan Yusuf Çılgın beye de sorabilirsin... Kendisi Manisalıdır... babası da kuşçudur... Babası "biz sayanın oyununa dolap aldı deriz". der... yani bizim şu ana kadar belirleyebildiğimiz yerli ırklar arasında çok ciddi benzerlikler vardır... Ancak 9 kusurlu hareket yoktur...

Ayrıca şunu da belirtmeliyim ki:

eğer son 50-60 senelik kuşçuluğa bakılırsa, nakil vasıtalarının çoğalması ve hızlanması nedenleri ile kuşlar çok hızlı yer değiştirmektedirler... Bu yüzden de senin de belirttiğin gibi bazı kuşçularda kırmacılık aşırı derecede bulunmaktadır... Daha iyi dönen kuşlar çıkartabilmek adına eşlenmedik kuş neredeyse kalmamış gibidir. Dönekle taklacı eşlemesi bile yapanlar vardır... Sebep de taklacı takla atarken kafasını çok iyi yatırıyormuş... Bu yüzden döneğin kafasını daha iyi yatırabilmesi için eş edilmiş... Sonucun ne olduğunu herkes tahmin edebilir...

Bu ve buna benzer eşlemeleri yapanlar Denizli’de yok mudur? Elbetteki vardır… Mesela birkaç ay önce Muhammed Ocaklı ustamız da buna değinmiş ve dolapçı dönek eşlemelerinin yapıldığından bahsetmişti… ve buna şiddetle karşı çıktığını belirtmişti… bu konu da tartışıldı…

Peki hala nesilleri olduğu gibi korumaya çalışan ve buna gayret gösteren ustalar yok mudur? Bunun da cevabı elbetteki vardır… Bu konuda İzmir’den Necdet Yılmazerler ile yaptığım sohbeti okumanı tavsiye ederim.. Necdet usta gibi ustalarımız her yöremizde vardır… Eskiden de vardı… daha sonra da olacaktır… Bence kırmacılığının olduğu nasıl biliniyorsa; Necdet usta gibi ustaların varlığı hiçbir zaman unutulmamalıdır…. Zaten kırmacılık, satıcılık yapan yetiştiricilerin kuş yapması da mümkün değildir… ve dönüp dolaşıp gelecekleri yer… bu işi gerçekten çok iyi yapan ve ırkları koruyan ustaların yanıdır… Araya bir sürü insan koyup onlardan kuş almaya çalışacaklardır… Necdet usta gibi ustaları buldukça sohbet etmeye ve değişik ağızlardan bunu dile getirmeye devam edeceğiz…

İşte bu noktada şunu belirtmeliyim:

Herkes hangi çevrede bulunuyor ise olaya o açıdan bakıyor… Yani çevresindeki insanlar, kırmacılık, toplamacılık ve satıcılık ile uğraşıyorsa… Ona göre bütün kuşlar kırılmıştır… İyi kuş iyi paradır… Şu anda dönüş para ediyorsa dönüş… renk para ediyorsa renk… vs…

Ancak etrafındaki insanlar bu işi kendi zevkleri, hobileri için yapıyor… ve bu kuşları atalarımızın mirası ve çocuklarımızın emaneti olarak görüp ona göre kuşlar besliyorlarsa; o ortamda yetişen insan aynı onlar gibi düşünecek ve kuşçuluk yaparken bu kriterleri gözetecektir.

Biz hep söyledik: belki de Denizli’de bir şansımız daha düne kadar (1950’li yıllar) Denizli’nin küçük olması, herkesin birbirini tanıması ve kuşçuluğun gerçekten kaliteli yapılması… ve sonradan giren her kuşun kesinlikle yetiştiriciler tarafından ayırt edilmesidir…

Ancak yine defalarca yazdık… Denizli’nin 1980’den sonra büyümesi ile birlikte Denizli kuşları adına da tehlike çanları çalmaktadır… Bizim dernekleşmemizin ve bu kadar araştırma, standart ve tüzük yapmamızın ardında da bu tehlike vardır… Çünkü hala vakit geç değil… Hala eski kuşlardan elimizde var… Eski kuşları tanıyan, onları ayırt edebilen ustalar var… Ancak eğer bu konuda hassas olmazsak elimizden bu kuşlar çıkacak ve biz de “eskiden bizde vardı” şarkısını söylemeye başlayacağız… Biz bu duruma düşmek istemiyoruz…

Sevgi ve Saygılarımla

Hayri ÜN ‘Denizli
Sevgi ve saygılarımla
Hayri ÜN ' Denizli http://www.hun.guvercinevi.com
Resim
Kullanıcı avatarı
Hayri ÜN
Aktif Üye
 
Mesajlar: 181
Kayıt: 13 Mar 2006 14:54
Konum: Denizli
Irklar: Dolapçı, Denizli Bangosu (Azman), Tokur
Doğum Tarihi: 21 Eyl 1973

ÖncekiSonraki

Dön Dolapçılar

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir